Monoton bir seks istemeyenler için

Monoton bir seks hayatı çiftleri birbirinden uzaklaştırarak yeni eşler bulmaya iter.Seks hayatınız artık sıkıcı gelmeye başladıysa hayatınıza yeni renkler katmanız gerekmektedir.

Beklenmeyeni yapın: İlişkinizdeki monotonluğu ortadan kaldıracak tek şey şaşırtıcı bir şeyler yapmaktır. Örneğin akşam için eşinizi şık ve seksi bir kıyafetle karşılayın.

Romantizmi arttırın, Sevgilinizle birlikte güzel bir gece geçirme planları yaparken bazı detayları da sakın ihmal etmeyin. Yakılan birkaç mum, odaya yayılan hoş bir koku ve hafifçe çalan romantik bir müzik romantizmin doruğa ulaşmasında en büyük yardımcılarınız olacak. Böylece partnerinizi baştan çıkarmanız da çok kolaylaşacak. Etkilemeniz gereken bir erkekse mutlaka en sevdiği yemekleri yapın.

Rahat ama seksi giyinin, Kendinizi seksi hissetmeniz için öncelikle rahat olmanız gerekli. Eğer vücudunuzun herhangi bir bölümüyle ilgili rahatsızlık duyuyorsanız uygun iç çamaşırlarıyla bu kusuru kolaylıkla saklayabilirsiniz. Güven afrodizyak gibidir ve yatak odasında ne kadar iyi görünürseniz o kadar güzel bir gece geçirirsiniz.

Eşinizin sizden beklentilerini hatırlayın ve ona göre davranın hayatınızda ki tabuları onun için yıkın. Seks hayatınızda yeni bir adım atmak istiyorsanız eşinizi memnun etmek için zaman harcayın. İlişki sırasında kulağına hoş şeyler fısıldayın.Unutmayın tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

Beklentilerinizi söylemekten sakınmayın. İster inanın ister inanmayın ama erkekler sizi neyin harekete geçirdiğini bilmek ister. Hatta buna önem verirler. Eşini memnun edebilen bir erkeğin çok daha fazla zevk aldığını göreceksiniz.

Her zaman ilişkiyi yatak odasında yaşamayın yeni mekanlar keşfedin , evinizin her köşesi sizin zevk alanınız olabilir.

Duygularınızı saklamayın, Kendinizi ve duygularınızı açığa vurmaktan sakın korkmayın ve bu konuda mümkün olduğunca kendinizi özgür hissedin. Nasıl hissettiğinizi dile getirin ve hoşlandığınız şeyleri yapmaktan asla çekinmeyin. Sessizlik kimi zaman heyecanlandırıcı olabilir. Bu fikir özellikle eşiniz eve geldiği anda hiç konuşmadan onu çekip birlikte olduğunuz zaman işe yarayabilir.

Aklınızda ki fantezileri hayata geçirmekten korkmayın unutmayın seks temel bir ihtiyaçtır ve karşılanmadığında açlık ve susuzluk gibi öldürücü olabilir.

Seksten aldığınız keyfi arttırmak istiyorsanız yeni pozisyonlar denemelisiniz. Bu tabii ki alıştığınız ve hoşunuza gidenleri unutmanız anlamına gelmiyor ama denemekten de korkmayın. Böylece rutinden kurtulmuş olacaksınız. Kadının ve erkeğin birbirlerini tatmin etmelerinin aynı zamanda sevap olduğunu unutmadan çocukluktan gelen batıl ve yanlış inanışlardan uzaklaşarak kendinizi eşinize teslim edin. Erkeklerin pek çoğu evinde bulamadığı seks hayatı için dışarıda kendine çareler arar. Bazı erkekler bu arama esnasında trans bireylerden hoşlandığını, bazı kadınlarsa lezbiyenlerden hoşlandığını fark ederler. Cinsel dürtüler her insanda farklı olabileceğinden travestilerle, normal kadınlarla ya da lezbiyenlerle yaşanan şey sadece sekstir.

Cinsellik utanılacak bir durum değildir. Cinsel tercihler ise kişinin mutluluğu yakalaması ile ilgilidir.

Transseksüel

Yaşadığımız çevrede sıkça karşımıza çıkan cinsiyetlerine karar veremediğimiz ve travesti diye geçiştirdiğimiz bireyler yani translar, gerçekte kimdirler, neden trans olmuşlardır?

Fiziksel açıdan kadınsı özelliklere sahip, fakat eril cinsiyet kimliğinde olan bireyler, kadından erkeğe transseksüel, yani trans erkek olarak nitelendirilmektedirler. Fiziksel açıdan erkeksi özelliklere sahip, fakat dişil cinsiyet kimliğinde olan bireyler ise, trans kadın olarak tanımlanmaktadırlar.

Transseksüel bireyler aslında bedensel açıdan ya erkek ya kadındırlar, fakat kendilerini, bulundukları cinsiyetten başka cinsiyete ait hissederler ve olabildiğince bu hissettikleri cinsiyetin özelliklerine bürünürler. Transseksüelliğin ne ölçüde hastalık olarak değerlendirilmesi gerektiği, kesinlikle çok tartışılan bir konudur. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) uluslararası hastalık sınıflama ölçütü ICD-10’a göre bir cinsiyet rahatsızlık türü olarak tanımlanmaktadır.

Transseksüeller, alışılmışın dışında seksüel eğilimleri olan bireyler değillerdir; aksine sadece yanlış cinsel organla dünyaya geldiklerine inanan bireylerdir. “Erkekten kadına” veya “kadından erkeğe transseksüel” yerine, eleştirenler daha basit deyimiyle trans kadın veya trans erkek olarak tanımlamayı tercih etmekteler. Almanya’da 1980ler’de öne atılan alternatif kavram da “trans kimlik” kavramıdır. Bu kavram, 1990 yılından itibaren, kesinlikle daha kapsamlı bir kavram olan “trans cinsel”in doğmasına zemin hazırlamıştır. Trans cinsel, bir anlamda doğuştan sahip olduğu cinsiyetine ayak uyduramayan insanlar için üst kavram olarak kullanılırken, diğer anlamıyla bu kavram kendisini iki cinsiyetin arasında hisseden, yani kendini %100 kadın veya erkek olarak nitelendiremeyen bireyler için kullanılmaktaydı.

Transeksüellik kavramı, çok eskilere dayanan bir olgusal duruma işaret eder. Türkiye’de ilk defa Bülent Ersoy’un geçirdiği cinsiyet değiştirme ameliyatı ile toplumun gündemine gelmiştir. Dünya çapında ise, ilk kez 1952 yılında Norveç ‘te yapılmıştır. Bu ameliyatla, Amerikalı George Jorgensen kadın olmuş ve ismini değiştirmiştir.

Sanat güneşimiz diye adlandırdığımız Zeki  Müren cinsel kimliğini saklamadan yaşayan bir başka ünlümüzdür. Sahneye kadın kıyafetleri ile çıkma cesareti gösteren ilk ünlü olma özelliğini de taşıyan Müren, muhteşem sesi sayesinde cinsel kimliği ile gündeme gelmemiştir.

Oysa her ortamda trans olduğunu açığa veren diğerleri için hayat bu ünlüler kadar kolay değildir. İnsanların garip bakışları altında hayatlarını yaşamaya çalışan bu insanların pek çoğu parasızlık yüzünden seks işçiliğine yönelmek zorunda kalmıştır.

Maddi durumu iyi olanlar ise kapalı kapılar ardında herkesten uzak soyut bir hayatı tercih ederler. Onları toplumdan soyutlayan kendi tercihleri olmamakla birlikte toplumun değer yargıları karşısında başka çare de sunulmamaktadır.

Oysa insanın ruhuna bakmayı öğrenen toplumlar bu sorunları aşmanın yolunu bulmuşlardır. Zaten insanı insan yapan da ruhu değil midir? Katillerin, canilerin, hayvan düşmanlarının kınanmadığı normal kabul edildiği bir toplumda trans bireylerin dışlanması mantığa aykırıdır.

İnsanın doğuştan gelen özelliklerine göre ayrılması, toplumdan uzaklaştırılması kabul edilebilir bir davranış olmamalıdır.

Yatak seçerken dikkat!

İnsanın en çok vakit geçirdiği yer neresi bilyormusunuz? yatağı evet günde en az sekiz saatimizi geçirdiğimiz yatağımız bu nedenle aslında en önemli ev eşyamız, evimize eşya alırken, sağlamlık, estetik ve rahatlığa bakarken yatak alırken bu dikkati göstermiyoruz.
Özellikle bel rahatsızlığı, sabah yorgunluğu gibi rahatsızlıklara neden olan yatağımızın ortopedik ve elastik olması gerekiyor.
eskiden insanlar yaşadıkları bölgede bulunan hayvan tüylerinden yataklar yaparken, günümüzde bu alışkanlık yerini hazır yataklara bırakmıştır.
Hazır yataklar yapıldıkları süngerlerin kalitesne göre fiyatlandırılıyorlar. en çok yataklar adi süngerden yapılmış, rahatsız yataklarken en pahalı yataklar ünlü firmaların piyasaya sürdüğü mikrop barındırmayan üzerine yattığınızda vücudunuzun şeklini alan ergonomik ve visco yataklardır.
Uyku kalitemizi arttıran modern yataklar kullandığımızda güne zinde bir başlangıç yapabiliriz.Yatağa verdiğimiz paranın boşa gitmeyeceğini bilmek çok önemlidir.
Piyasada 100 lira ile 5000 lira arasında fiyatı değişen yatak bulmak mümkündür. Yatağımızı seçerken en pahalısını almak yerine doktorumuza danışarak alacağımız yatak en idealidir.
Fazla kilolu insanların alması gereken yatakla zayıf insanların alması gereken yatak özellikleri farklıdır. Bir yatak firmasına gittiğinizde yatağı denemeyi ihmal etmeyin. Sert ve esnemeyen yataklar belinize binen yükü artıracağından genç yaşta bel ve sırt ağrıları çekmek zorunda kalabilirsiniz.
Bir de hepimizin korkulu rüyası yatak maytları denen böcekler var uyku esnasında kaşıntıya ve alerjiye neden olan bu bakteriler yüzünden sağlığımız bozulabilir.
Yatak olsun da ne olursa olsun benden başka gören yok diyerek bir koltuk takımına verdiğimiz önemi yatağımıza vermezsek ilerde dönüşü olmayan sağlık sorunları ile karşı karşıya kalabiliriz.
Yatak denildiğinde pek çok kişinin aklına cinsellik gelebilir, dogrudur iyi bir cinsel yaşam için de iyi bir yatak gerekmektedir. Bursa’da aynı evi paylaştığım bir kaç travesti arkadaşla birlikte önce doktora gidip, vücut analizi yaptırdık daha sonra bize en uygun yatağı belirleyerek eski yataklarımızı yenileri ile değiştirdik.
Şimdi her sabah güne daha zinde ve uykumuzu almış olarak başlıyoruz. Herkese tavsiyemiz yatağını uygun bir yatakla değiştirmesi lütfen ihmal etmeyin.

 

 

Uykuda gidilen alem

Canlıların uykuda yaşadıkları şeylere anlam yüklemesi tarihin çok eski zamanlarına uzanan bir gerçektir.

Tarih boyunca insanlar mesaj taşıdıklarına inandıkları rüyalardan anlamlar çıkarmaya çalışmış ve rüyalar aracılığıyla gelecek hakkında tahminlerde bulunmuşlardır. Rüyalar, fizyolojik açıdan uyku sırasındaki nöral süreçlere bir tepki ya da yanıt olarak tanımlanır, psikolojik açıdan bilinçaltının yansımalarıdır, maneviyat açısından ise en azından bazı rüyalar ya gelecek hakkında ya da başka bir konu hakkında haber içeren, ilahî âlemden gelen mesajlar olarak kabul edilmişlerdir.

Rüyalar sırasında yaşanan olayların gerçek hayatla bağdaştırılması rüya tabirleri ile açıklanır. Herkes ihtiyacı doğrultusunda rüyalar görür. Örneğin aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görürken, aç insan zengin olduğunu, çirkin güzel olduğunu, hasta ve yatalak insanlar ise sağlıklı bir şekilde koşup oynadığı rüyaları görürler. Rüyaların kötü olanlarına kabus adı verilir. Rüyaların tabiri esnasında esas alınan daha önce yaşanan deneyimlerdir. Bunun üzerine yazılmış binlerce ciltlik eserler bulabilirsiniz.

Kabuslarımızda korktuğumuz olayların başımıza gelmesi, iç sıkıntılarımızın rüyalarımıza yansıdığı bir dünyada buluruz kendimizi, gerçekten rüyaların yaşandığı başka bir boyut mevcut mu dur? Bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da rüyalar alemine inanan insanlardan biriyim. Bu dünya dışında evrenler olduğuna inanan tek insan olmadığımı düşünüyorum.

Kötü bir geçirmişsem kötü rüyalar görmem, mutlu isem  güzel rüyalar görmemi gittiğim bu aleme dayandırırım. Bazılarınıza uçuk gelecek bu açıklamamın hiçbir mantığı olmadığının farkındayım. Zaten mantığın açıklamakta zorlandığı şeylerin olduğu gerçeği,  kabul edilmektedir. Sonsuz evrende açıklanmamış bunun gibi birçok samanyolu olduğunu bilim adamları kabul ediyor.

Freud’a göre rüyalar insanın uyanık yaşamında arka plana itilmiş, sosyal ve etik değerlerle kontrol altında tutulmuş ya da bastırılmış düşünce ve duygularının uykuda bilincin rahatlamasıyla görsel açıdan ön plana çıkmasıdır. Rüyalar baskı altında tutulmuş dileklerin farklı kılıklardaki gerçekleşmesidir. Freud’a göre kötü rüyalar beyne sıkıcı ya da üzüntü verici deneyimlerden kaynaklanan heyecanları denetleyebilme olanağı sağlarlar. Baskı altında tutulmuş isteklerin rüyalarda ön plana çıkmasına örnek olarak yetişkin bir erkeğin ilk cinsel deneyimini rüyalar yoluyla yaşamasını verebiliriz. Gerçeğinden ayırt edilemeyen bu rüyalar bilinçaltımızın bize oynadığı oyunlar diye de açıklanabilir.

Bazı insanlar rüyalarında gelecekten mesajlar aldıklarını söylerler haberci rüya adı verilen geleceği görme rüyaları, rüyada yaşanan olayların gerçek hayatta bir süre  sonra tekrarlanması ile ispat edilir. Özellikle sevdiğimiz insanların başlarına gelecek bir felaketi rüyalarımızda önceden gördüğümüzü hatırlamayan yoktur.  Rüyasında bineceği uçağın düşeceğini gören bir adam ertesi gün o uçağa binmemiş ve uçak gerçekten düşmüştür. Fakat uçak kazasından kurtulan adam  aynı gün trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Yani gelecekten haberdar olmak kaderin önüne geçmemizi, sağlamaz.

Ne zaman kötü bir durumda olsam annemin beni arayarak rüyamda seni gördüm kızım bir sıkıntın mı var? diyerek telefon açmasını  bu haberci rüyalara bağlıyorum. Başta da söylediğim gibi her insan ihtiyacı doğrultusunda rüyalara muhatap olur. Yıllar önce travesti bir arkadaşım bana rüyasında dünya güzeli bir kıza dönüştüğünü anlattığında bunun bir ihtiyaçtan kaynaklandığını fakat  ileri de bir gün gerçekleşme olasılığı olduğunu söylemiştim. Yıllar sonra tekrar karşılaştığım travesti arkadaşımın rüyasının gerçekleştiğini ve gerçekten dünya güzeli bir kız olmasının nedeni, geçirdiği operasyonlar olsa bile, bunu rüyasında önceden görmesi beni rüyalar aleminin gerçekliğine bir kez daha inandırdı. Paralel evrenlerin olduğunu kabul ediyorsak bunlardan birinin rüyaların görüldüğü evren olma ihtimalini göz ardı edemeyiz.  Yaratıcı gücün sadece dünya gezegeninde canlılar yarattığına inanmak onun gücüne sınır çizmek demektir.

 

Muhteşem Düğün

Türkiye’nin en çok okunan gazetelerinden biri manşetten bir düğün haberi girmiş, haber ilgimi çekince sizlerle paylaşmak istedim.

Eşcinsel bir çift kiraladıkları yatla muhteşem bir düğün töreni düzenleyip evleniyorlar.

Düğün davetiyelerini elleriyle hazırlayan çift kendilerine yapılan baskılara rağmen yılmadıklarını, aşklarını ölümsüzleştirdiklerini  söylüyorlar.

Okumak için geldikleri İstanbul’da  tanışan üniversite mezunu gençler Türkiye’de eşcinsel nikah yasak olduğu için nikah kıyamadılar. Normal iki aşık gibi tanışıp, çıkmaya başladıklarını daha sonra çiftlerden birinin muhteşem evlilik teklifi ile bunu yapmaya karar verdiklerini anlattıkları muhabir töreni çok beğendiğini ifade ediyor.

 

Çocuk sahibi olmayı istediklerini açıklayan çift eğer mümkün olsaydı iki kimsesiz çocuğu evlat edinirdik fakat bu mümkün olmadığı için iki kedi ve bir köpek beslemekle yetiniyoruz dediler.

Avrupa’da ve Amerika’da sıkça rastlanılan eşcinsel evlilikler yadırganmıyor. Hatta bir çok ünlü televizyonlarda cinsel tercihlerini açıkça söyleyebiliyorlar. Amerika’da en çok izlenen talk Show programcısı geçen haftaki programa birlikte yaşadığı kadınla çıktı ve özel hayatlarını paylaştı. Lezbiyen olan çift çok mutlu olduklarını kimsenin kendilerine kötü gözle bakmadıklarını birbirlerini çok sevdiklerini açıkladı.

Televizyonlarda bu konuyu anlatan onlarca film izledim. Doğal bir olgu olan çift cinsiyetlik, lezbiyenlik, travesti olmak, normal bir kadın ya da erkek olmaktan farklı değilken, bazı çevrelerde öcü gibi gösteriliyor. Daha kısa bir süre önce eşcinsel bir hakem maçlarda görev yapamaz diye görevden alındı. İnsanlara yapılan bu ayrımcılığın haksızlık olduğu bilinmesine rağmen yanlış anlaşılırım korkusu ile bir kısım medya bu konuya sayfalarında yer vermekten kaçındı. Spor programlarında tartışılan eşcinsellik konusu çarçabuk geçiştirildi.

Aslında sevginin aşamayacağı hiçbir engel yoktur.  insanlar birbirlerini sevdiği sürece karşılıklı hoşgörü artacaktır. İstanbul’da kiraladıkları yatta evlenen genç çift Titanik filminin ölümsüz sahnesini canlandırdıkları muhteşem düğün törenlerinde birbirlerine söz verdiler. Aynı yastıkta kırk yıl sözü tam da bunu için söylenmiş bir söz değil mi?

Karşılarına çıkan bütün sorunları sevgileri ile çözdüklerini ve son nefeslerini beraber vermek istediklerini söyleyen genç çifte biz de ömür boyu mutluluklar diliyoruz. En kısa zamanda ülkemizde de resmi nikaha izin verilmesi en büyük arzumuz.

Renklerin Gizli Dünyası

 

Işığın  gözün retinasına değişik biçimde ulaşması ile ortaya çıkan algılamayla renkler oluşur. Bu algı ışığın maddeler üzerine çarpması ve kısmen soğurulup kısmen yansıması nedeniyle çeşitlilik gösterir ki bunlar renk tonu veya renk olarak adlandırılır. Tüm dalga boyları birden aynı anda gözümüze ulaşırsa bunu beyaz, hiç ışık ulaşmazsa siyah olarak algılarız.

Renklerin iç dünyamızı yansıttığı da bilinen bir gerçektir. Renkler bize bazen sadece kuralları anlatırken, bazen de ruh halimizi yansıtırlar. Trafikte kırmızı dur demek sarı hazırlan yeşil ise geç oysa doğada mavi özgürlük simgesidir, yeşil ise huzur verir.

Kırmızı şehvet duygularını harekete geçirir, özgürlüğün simgesi olan mavi deniz kıyısına çeker bizi, mavi ve yeşili bir arada bulursak keyfimize diyecek olmaz. Beyaz saflığın rengidir, Siyah ise karanlığın şişman kadınların vazgeçilmezi olan siyah giysiler karamsarlığa iterken bizi mor bir şalla süsleriz elbisemizi,  siyah bazen de hüznün rengi oluverir. Üzgün olduğumuzda siyahı tercih ederken neşeli günlerimizde cıvıl cıvıl sarılar, pembeler, turuncular tercihimiz olur.

Eskiden insanlar renklerin dilini kullanarak şarkılar, şiirler yazmış sevdiklerine sarı çiçekler yollayıp sevdiklerine senin için sararıp soldum demişler kırmızı güller aşkın simgesi, beyaz güller saf duyguların simgesi olmuş.

Mevsimleri bile renklerle anlatır olmuşuz sarı sonbahar, yeşil ilkbahar, beyaz kış, kırmızı ise yaz mevsimi olmuş.

“İnleyen nağmeler ruhumu sardı
Bir rüya ki orada hep şarkılar vardı..
Uçan kuşlar, martılar,
Yeşil, tatlı bir bahar,
Gülen şen sevdalılar vardı.”

Derken şair yeşili baharla özdeşleştirmiş.

Evimize boya alırken bile renklerin gizli anlamlarından yararlanırız. Kimse yatak odasını siyaha boyamazken, enerji veren renkleri seçeriz odalarımızın renkleri için şimdilerde çiçek renkleri moda oldu. Çocukluğumda ev boyamak deyince aklıma hep evimizin penceresinde renk renk açan menekşe çiçeğinin renklerini arardım şimdi ise begonya renkleri arar oldum.

Ruh halimizin aynası olan renkleri en iyi kullananlar moda tasarımcılarıdır. Her yıl değişen kreasyonlarında renkleri öylesine güzel uydururlar ki, iki zıt renk modacının ellerinde uyumla dans eder.

Çoğunlukla erkeklerin ve hemcinslerimizin dikkatini çekmek isteyen biz kadınlar moda takibinden geri durmayız. Ben modayı takip ederken kendime yakışanı her zaman ön planda tutarım. Oysa sokakta gördüğüm bazı kadınların sırf moda diye giydikleri şeyler onları bazen komik hallere sokarlar.

Kadınların ve kendini kadın gibi hisseden travestilerin renklerle imtihanında doğuştan kadın olanların değil de kendini kadın hissedenlerin daha başarılı olduklarını gözlemledim. Moda tasarımcısı Nur Yerlitaş’ın Bülent Ersoy’a diktiği elbiselerin renk uyumuna hayran olmamak mümkün değil, hani yakınım olsa telefon açıp soracağım kuzum bu kadar güzel renkleri nerden buluyorsunuz. Demek ki kadınlık doğuştan değil, yürekten gelen bir duygu ve bazı kadınlara nasip olmuyor. Oysa eşcinsel olan çoğu modacıların renklere hakimiyeti hayrete düşürür biz kadınları, dünyayı başka türlü algılayan bu insanlarda olup ta bizde olmayan bakış açısının hayranı olmuşumdur.

 

Sakladığım Cinsiyetim

Doğduğum gün ailemin gurur kaynağı olmuşum. Üç kızdan sonra erkek  evlat sahibi olan ailem sevinçten çılgına dönmüş.  Oysa ben büyüme başladığımda farklı olduğumu hissetmişler psikologlara götürmeye, bendeki hastalığı tedavi ettirmeye uğraşmışlar. Nafile uğraşlar sonunda beni kendi halime bırakmışlar. Hemcinslerine benzemeyen ben bir ayrık otu gibi büyüdüm, dışlandım, sevilmedim.

Hiç kimse bana ne istiyorsun? Demeden beni değiştirmeye çabalıyordu. Kendimi kimseye anlatamamanın ezikliği içerisinde 18 yaşımı doldurduğum gün baba evinden ayrıldım

Sokaklarda amaçsız bir şekilde dolaşırken trans arkadaşlar edindim. Beni evlerine kabul eden bu insanlara karşı garip bir yakınlık hissetmeye başladığımda hepsinin aslında benim hikayeme benzer hikayeleri olduğunu öğrendim.

İçlerinden bazıları geçimini sağlamak için travesti genelevlerinde çalışıyorlardı. İnanmayacaksanız ama bazılarını birkaç yabancı dil bilen iyi eğitim görmüş kişilerdi. Bulundukları durum yüzünden iş bulamayan bu kişiler arasında öğretmenler, mühendisler, finans uzmanları yer alıyordu. Hani kurs açsanız parayı vurursunuz.

Hayallerim, ideallerim vardı, yapmak istediklerim bana sunulan hayatla bağdaşmıyordu. Ya kendim gibi davranıp, hayallerimden vazgeçecektim, ya da rol yaparak bir ömür geçirecektim.

Sonunda kararımı vermiştim kendi ayakların üzerinde duruncaya kadar saklanacak rol yapacak gerçek kimliğimi saklayacaktım insanlardan yanlarında yaşadığım travesti arkadaşlarımdam iyi oldukları konularda dersler almaya başladım. Kimi fizik, kimi matematik kursu verdi bana üniversite sınavlarında başarılı bir sonuç alınca küçük bir pasta bile kestiler benim için, artık istediğim bölümü okuyup, geleceğimi inşa etmek bana kalıyordu.

En azından okulu bitirene kadar toplumda bir sınıfa dahil olup, saklanarak yaşayacaktım. Okul bittiğinde kendime bir iş kurup olmak istediğim kişi olacaktım.

Bana zor günlerimde ailemin göstermediği desteği gösteren travesti arkadaşlarım sayesinde hayata yeniden sımsıkı sarılmıştım.

Bir gün ben de göğsümü gere gere açıklayacaktım ben bir transım duyun diyecektim. Herkese inat kendim olacaktım. O gün gelene kadar sakladığım cinsiyetim perde olacak içimde hissettiğim kişiye, zamana bırakılan bir hayatı yaşıyordum .

 

Anormal normlar

Çocukluğumdan beri insanları o, bu, şu diye ayırmak gibi bir gaflete düşmedim. İnsanı insan yapan bir insandan doğmasımı dır? yoksa beynini kullanma özelliğimi dir? Benim fikrim ise kişilik insanı insan yapan kişiliğidir.

Kişilik doğduğun ortamdan, çevrenden aldığın bilgileri doğuştan gelen özeliklerinle birleştirip harmanladığın işte bu benim dediğin yerde başlar. İyi bir eğitim almış, kendini yetiştirmiş hiç kimse gelenek görenek diyerek yanlış adımlar atmamalı, kişiliğini ön plana çıkararak doğru kararları vermelidir.
Hayvansever bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelirsen karıncayı bile incitmekten kaçınırsın. Belki bir avcı tarafından anormal olarak tarif edilirsin ama neyin normal, neyin anormal olduğuna karar verecek durum her zaman değişecektir. Normal olmak çoğunluğa benzemek diye adlandırılsada bir akıl hastanesinde çoğunluğa uymaya çalışmak sadece delilik olacaktır.
Sana benzemiyor diye bir insanı etiketleyeceksen önce dönüp kendine bakman ben normal bir normmuyum? diye sorman gerekmez mi? Mevlana Celalettin Rumi’nin dediği gibi “yaradılanı severim, yaradandan ötürü” dusturünü benimsemiş insanların başkalarını yargılama hakkı yoktur. Sen siyahsındır ben beyaz, sen erkeksindir ben kadın, ya da her iki cins dışında kalan bir travesti de olabilirsin.
Bakman gereken insan yavrusu olup olmadığındır ya da beynini kullanıp kullanmadığın geriye kalan herşey boş laftan ibarettir.

Yeni Seri Sekiz Stills Sağlıyor Doktor

Yeni Seri Sekiz Stills Sağlıyor Doktor

Eğer spoiler istiyorum – Ben bir teaser ile başlar ve TDK zaten ve o da ne yeni Doctor serisi 8 açacağı ‘Derin Nefes’ gördük söylemek için gidiyorum? Değil bir şans.

Ne diyecek biz ilk bölüm fiyaka sonra Q & A paylaşmak gerekir ki, Peter Capaldi 12. Doktor, onun tecrübe ve döküm ile yeni bir ilişki sürecine araştırır bu Cumartesi 23 Ağustos. Bölüm aynı zamanda bir çok farklı yeni bir vibe ve Gotik tonu ile, hız ilginç bir değişim alır. Bazıları eski günlerine dönüş olduğunu, bu sert Whovians diyebilirsiniz ve ben beklenmedik ferahlatıcı ama hala sürprizlerle bol bağcıklı bulundu.

travesti rol arkdaşlarının olmadığı bir filme olması bana çok itici geliuor.

Hemen hemen – - tüm ilk bölüm bu yepyeni fotograf bizim tarafa geliyor eski / yeni dünyanın daha gösteriyor. Ben görmedim tek TARDIS’e içinde Clara (Jenna Coleman) biridir ama bir görünüm elde edecek, ve yeni tüm marka var – tabii! Daha fazla dairesel şeyler içeride var mı? Göreceksin.

İşte bu imbikler şunlardır:

İngiltere genelinde 19:50 ve sinemalarda BBC One için bu Cumartesi 23 Ağustos döndürür Doktor!

Kaynak: BBC

David Zayas 'Gotham' için Miami Yapraklar

David Zayas 'Gotham' için Miami Yapraklar

Şimdi David Zayas Gotham Batman’in ev şehir karamsar kasvet için başlı Miami karşısında Dexter, ısı birkaç yıl geçirdi. O, Sal Maroni, yanlışlıkla İki Yüzü oluşturulan mafya patronu oynayacağız son Dark Knight Eric Roberts tarafından ekranda canlandırdı. Bunun gibi filmlerde rol alan travesti arkaşlar da var mı? Bu TV prequel Onun hikayesi rakibi Carmine Falcone (John Doman), yakında-to-be-Kara Şövalye dikkatine kaçınılmaz götürür bir yol ile bir çim savaşı içerecektir.

Zayas o NYPD bir önceki hayatında olduğu gibi rolüne getirmek için uzmanlık bir yeri vardır. Sadece bu da gayet uygun olacak gibi çabuk iplik ve bir çizgi roman ağır bir yara bere eklemleri Angel Batista çiçekli gömlek takas görünüyor. Ve o depresyona alırsa o zaman Annie yaklaşan remake çalışmalarını izlerken onun ruhları kaldırabilir.

Gotham Fox 22 Eylül piyasaya sürülecek.

Kaynak: İhale