Pozitif enerji

Pozitif ve her şeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerji, doksan bin insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir. Hayatın bir dengesi olduğunu kabul edelim ve bu dengeyi bozacak kişi biz olmayalım. Mutlu olduğunuz anda tek mutlu olan kişi siz değilsinizdir, sevdiklerinizin de sizinle birlikte mutlu olduğunu yaydığınız pozitif enerji sayesinde binlerce mutsuz insanın sizden etkilendiğini unutmayın. Siz bir yandan bunları yaşarken; bir yandan da farkında olmadan, evrenin enerjisini yükselterek, pek çok insanın hayatını etkiliyorsunuz.

Yaşadıklarınız ile oluşan düşük veya yüksek frekanstaki enerjinizle farkında olsanız da olmasanız da, inansanız da inanmasanız da, görseniz de görmeseniz de, toplu bilinçteki yaşam enerjisini fazlası ile etkilemektesiniz. Bu felsefeyi öğrendiğim travesti arkadaşın her durum ve koşulda mutlu olabilmesi başlarda bana anlamsız gelse de onun fikirlerini daha iyi anlayabildiğim gün aslında onun mutluluğunun beni de iyileştirdiğini fark ettim. Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insanın yaydığı enerji, yedi yüz elli bin insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir. Öyleyse bu dünyada negatif bir algıyla gezmeye hakkımız yok. Biz insanlara mutluluk ve sevginin önemini anlatmaya gelmişken, onları mutsuz edecek bir enerji yayamayız.

Dünyadaki insanların büyük çoğunluğu barış ve sevgi yayabilseydi ne savaşlar ne kavgalar olmazdı. Eğer onları değiştirme gücünüz yoksa yaydığınız pozitif enerjinin ulaştığı insanları yani çevrenizdekileri değiştirin. Sahil kenarında dolaşan bir adam karaya vuran balıkları her gece teker teker tekrar denize atarmış. Bunu sabaha kadar sürdürürmüş, yaptığı işi görenler onunla dalga geçer ve boşuna bir çaba içinde olduğunu kurtardığı balıklardan daha çok kurtaramadığı balık olduğunu söyleseler de adam yaptığı işten hiç vazgeçmez her gece o sahilde görevini yerine getirirmiş. Çünkü önemli olan kurtaramadıkları değil onun sayesinde tekrar denize kavuşan balıklar olduğunu düşünürmüş. Bu hikayeyi yıllar önce bir balıkçı kasabasında doğup büyüyen travesti bir arkadaşımdan dinlemiş ve adamın gayretinden çok etkilenmiştim. Hayatımı o adam gibi insanlığın iyiliğine adamaya karar vermem de sanırım o günlere denk geliyor. Ben yaydığım pozitif enerji ile balıkları kurtaran adama yardım ettiğime inanıyorum. Ya siz dünyaya nasıl bir katkı sağlıyorsunuz?

Travestiler için yaz önerileri

Yazı fit geçirmek bizim elimizde özellikle güzel vücuda sahip olan travestiler için güzelliklerini korumaları ve yaz boyunca kilo almamaları için beslenme uzmanlarının yaptığı bazı önerileri sizler için derledim.

Metabolizmanızı hızlandırmak ve yağları yakmak için C vitamini, kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ve sağlıklı yağları tüketmelisiniz. C vitamini yağ yakılmasını tetikler. Araştırmalar özellikle bel çevresinde toplanan yağların yakılmasında C vitamini takviyelerinin etkili olduğunu gösteriyor. Turunçgiller C vitamininden zengindir ama C vitamini kaynakları bununla sınırlı değil; çilek, kivi, yeşil biber, kırmızıbiber, kuşburnu, kızılcık, elma, kuşkonmaz, kabak, domates, patates, brokoli, lahana, ıspanak, tere, kıvırcık salata, yeşil yapraklı sebzeler ve maydanoz C vitamini açısından zengindir. Özellikle brokoli, maydanoz, kırmızı dolmalık biberde portakaldan daha fazla C vitamini bulunur. Kahvaltıda yeşil  biber, kırmızıbiber, maydanoz ve roka yiyerek hem kan şekerinizin ani yükselmesini önler hem de yeterli C vitamini almış olursunuz. C vitamini, doğal yollardan sebze ve meyvelerden alındığında ise etkisini daha fazla gösterir. Kalsiyum zengini süt ürünleri Kalsiyum içeriği zengin olan süt ve süt ürünleri metabolizmayı hızlandırarak kilo vermenize yardımcı olur. Süt, ayran ve yoğurt daha az kalori içeren kalsiyum seçenekleri arasında. Peynir tüketirken daha dikkatli olmalısınız, içerdiği fazla yağ ve tuz kolesterolü yükselttiğinden az yağlı ve az tuzlu olanları seçin. Posa içeriği yüksek besinler tüketin Kan şekerinin dengeli olması kilo kontrolü açısından son derece önemli. Kan şekerini hızlı yükselten yiyecekler (börek, çörek, pilav, patates, tatlı), kısa sürede tekrar yemek yeme isteğine neden olur. Posa bakımından zengin besinlerin yağ oranları da düşüktür, daha az kalori içerirler ve bunları çiğnemek gerektiği için daha yavaş yemek yersiniz ve doyduğunuzu hissetmeniz için gerekli olan süreye ulaşırsınız. Özellikle yaz aylarını sürekli karışık salata yiyerek geçiren travesti Aşkın fit olmasını buna bağlıyor. Üstelik bu besinlerle beraber bolca da su içmelisiniz. Her zaman suyun insan bedeni için ne denli önemli olduğunu duyar duyarız demek ki su içmek dengeli beslenmek kadar önemli bir iştir. Lütfen yaz aylarında daha fazla su tüketin ki vücudumuz susuz kalıp kurumasın güzel cildimiz bozulmasın. Hoşcakalın.

Kedilik genlerimde baki

Oynarken bazen dolanıyor insanın patileri… Hayat, Kaçan ve kovalanan, kendi haline bırakıldıkça sana geri gelen bir kedi gibi. Kazanmak ve kaybetmek yok. Yaşamak var! Her nasılsa öylesine… Hayatın tadına varmak, Yaşadığın o anın içine dalmak, sakin ve kendinden emin yalanmak. Başını, dimdik tutup, güvenle ileri bakabilmek. Belki dünyanın en ünlü kedisi kadar ederin yoktur ama yine de bulunduğun ortamda sen uysal oldukça sevilir sayılırsın. Neydi o dünyanın en çok kazanan kedisinin adı hani şu ünlü tasarımcının, reklam filmlerinde oynayan sosyal medyada takipçi sayısı pek çok başbakanı geçen, Karl Lagerfeld’in kedisi, Choupette evet adı buydu. Sevimli yaramazın ama baksanıza hepimizi satın alacak kadar çok parası varmış hoş bir kedi bu kadar parayı ne yapabilir ki? Gidip bir hayvan barınağına bağışlamayı düşünmez herhalde. Bende biraz kedi olmayı isterdim. Hem insan olan hem kedi olan canlılar olsaydı bu hayatta eminim ben kedi insan olurdum.

‘Kediler sahiplerini, sevdiklerini, yerlerini, evlerini seçer’ derler… Doğrudur. Kiminle ne zaman, nasıl ve nerede olmak istediklerini iyi bilirler. Zorlamaya hiç gelmezler. Özgürlüklerinden, bağımsızlıklarından, içgüdülerinden, duygularından zerre kadar ödün vermezler. Yaşadıkları hayat kendilerine ait olsun, kuralları kendileri koysun isterler. Yaramazlıklarından kendileri sorumlu olup cezasını da kendileri verip kendi başlarına çekmeyi tercih ederler. İşte ben travesti İclal de tam böyle duygulara sahip bir kediyim. Sinirlendiğimde kaplan kesilir, ağzımı kocaman açar ve sayar dökerim her şeyi, oysa o gün uysalsam canım yanmıyor bir yerlerim ağrımıyor ne nankörlükle suçlanmıyorsam mır mır mırlar başımı okşamanıza izin veririm. Kedilik benim genlerimde baki de hangi kedi ne zaman çıkar içimde işte onu ben bile bilmiyorum. O yüzden bana yaklaşırken azıcık dikkat etmelisiniz. İçimdeki aslanı uyandırmadan uysal tekir kediyle istediğiniz kadar uğraşabilirsiniz. Hayat kedinin elinde oynadığı yün yumağı gibi beni oradan oraya sürüklerken, bazen sevecen bazen ise tırnaklarını çıkaran bir travesti olurum. Hangi yanımı okşarsanız karşınızda onu bulursunuz. Dağ aslanı, kaplan ya da mırlayan bir tekir seçim sizin bana nasıl yaklaştığınıza göre değişecektir. Hoşcakalın.

 

Görücü usulü sevgili

Sevgilinin görücüsü olursa demeyin oluyor. Siz hiç hayatınızda hiç tanımadığınız bir adamla birlikte olmadınız mı? Hepimiz bunu defalarca yaşadık ama biri anlattığında dünyada olmayacak bir konudan bahsediyormuş gibi dinliyoruz. Şimdi bana ay çok banal olur mu öyle şey keşke önce bir tanısaydın falan demeyin. Adamı bir kez gördüğünüzde içinizi kıpırdatmış, duygularınızı harekete geçirmişse neyi bekleyeceksiniz ve en önemlisi ne kaybederseniz bir denemekte fayda var.

İnternette sadece yazıştığım bir adamın kendini anlatırken kullandığı cümleler beni benden aldı ve mest oldum. İlk buluşmada birlikte olduk. Bu aslında sadece benim kararımla olmuyor karşımdaki adamın da beni aynı şekilde çekici bulması gerekiyor. Her ikimizde istiyorsak aşk kaçınılmaz oluyor.

Geçen yıl Manisa travestilerinden Hale internet üzerinden bir yakışıklının bana fotoğraflarını gönderdi, adam İstanbul’da yaşıyormuş size bir buluşma ayarlayacağım adam tam senlik dedi. Tek fotoğrafını gördüğüm adamla bir kafede buluştuk, resimde kaslı, dalyan gibi olan adam oturduğu sandalyeye gömülmüş, adeta pısmış, saçı sakalı birbirine karışmış halde beni bekliyordu, şimdi elektrik almak diyorlar ya işte o masada zerre elektrik yoktu. Bu durumda o beni beğendi diye hemen birlikte olacak değilim ya yok artık o kadar da değil kızlar siz beni ne sandınız her gördüğüne gönül veren ayran gönüllü bir travesti değiliz sonuçta, sadece beğenirsen ve içimden bir ses evet bu doğru adam derse onunla o kafeden çıkarım. Yoksa hiçbir kuvvet sırf içi güzel, karakteri iyi diye bir adamı benimle aynı odaya sokamaz. İlk buluşmanın yatak odasında sonlanmasını istemiyorsanız kendinize engeller koymalısınız örneğin; kesinlikle ağda yapmayın, vasat bir iç çamaşırı tercih edin ve sürekli olarak kendinize ben buradan yalnız çıkacağım diye hatırlatın. İlk buluşmada hemen acı anılarınızı anlatmayın, sorunlu kadın portresi falan hiç çekilmez valla. Eski manitalardan bahsetmeyin, adama da bahsettirmeyin tabii.

Sakın unutmayın hayat sizin hayatınız ve siz nasıl yön verirseniz o doğrultuda gelişir olaylar, direksiyonu sola çevirdiğinizde sağa gidiyorsa o direksiyonu koparıp atın. Görücü usulü birliktelikler gözünüzü korkutmasın. Sonuçta direksiyon sizin elinizde kısacası bu hayatta siz ne isterseniz o olur. Sevgilerimle.

Utanmadan cevap veriyorum

Hepimizin aklının ucunda bir sürü soru sorulmayı ve cevap almayı bekler ama maalesef toplum tarafından dışlanmaktan korktuğumuz için bu soruları sormaya çekinir ve utanırız. Şimdi ben size en azından bu soruların benim kafamı kurcalayan bir kaç tanesinin cevabını vermek istiyorum. utanmayın sorun sloganımız olsun ve ne merak ediyorsak soralım. Keşke şimdi bu siteden sorularınızı duyabilsem ve onlara da mantıklı birer cevap oluştursam ne yazık ki şimdilik bu mümkün görünmüyor.

Gelelim aklımda ki belki de bir çoğunuzun aklındaki o utanmaz sorulara, denize çiş yaparsak ne olur? ay çok ayıp sen denize mi çiş yaptın? yap kardeşim ne olacak deniz dediğin yere bütün deniz canlıları çiş yapıyor hatta şehrin bütün kanalizasyonu da oraya akıyor. Korkma hiç bir şey olmaz ayrıca seni ayıplayan, san uzaydan gelmiş yaratık muamelesi yapan o insanlar var ya fırsatını bulduğunda çaktırmadan aynı utanmaz işi onlar da yapıyorlar. Sabah ereksiyonu neden var?Gece uyurken idrar kaçmasın diye penis erekte olur. Merak edilen sorunun cevabı bu kadar basit. Sen ne sanmıştın adam her gece rüya görecek değil ya ayrıca bir de yanında rüya görüyor diye ayıpladın ya adamı çok ayıp ettin. Bursa travestilerinden Derya son lafım senin içindi. İnsanlar korkunca neden altına işer?İnsanlar korktukları anda, beyne giden sinyaller karışır ve beynin ön lobu işini istediği gibi yapamaz. Bundan dolayı insanlar altlarına idrarını yapar. Konular hep çiş üzerine değil elbette ama ben burada en çok utanılan ve sorulmayan soruların cevabını bulmak istiyorum konu hep oralara kayıyor şimdiden hepinizden özür dilerim.

Gaz tutmak sağlıklı mı?Gaz çıkarma ihtiyacı normaldir ve geldiği zaman onu çıkartmak gereklidir. Eğer tutarsanız bu pek sağlıklı olmaz. Gaz tutmak ileride birtakım sağlık sorunları ortaya çıkarabilir. Bunlardan bir kaçı basur, kanama ve bozuk bağırsak sendromudur. tabi ben böyle söyledim diye olur olmaz yerlerde de koy vermeyin sessiz ve derinden kokusuz olursa tamam da kokan bir gaz çıkarma sizi ele verir. Yıllar önce yurt dışında yaşayıp dönen bir travesti arkadaşım Avrupalıların rahatça gaz çıkardığını gegirdiğini söylemişti herkes aynı anda ay iğrenç diyivermişti. Oysa bunlar gayet insani olaylar utanmayın sorun cevaplayalım. Sorularınızı bana bu sayfadan ulaştırabilirsiniz. Hoşçakalın.

 

Biri sizi dinliyor

Son zamanların moda deyimi ile dinleniyor olabilirsiniz. Hepimiz biraz paranoyaya kapılıp dinlendiğimizi düşünmeye başladık. Sanki yurt dışı çalışan ajanların işi gücü yokmuş da sizler gibi sade vatandaşları dinlemeye başlamış gibi telefonda konuşurken acayip dikkatli davranmaya hatta internette gezerken gizli mod açmaya başladık.

Telefonunuzun dinlendiğini nasıl anlayabilirsiniz tarzından bir sürü makale okudum. İşin açıkçası ben bu konulara çok takılmıyorum ama sizlerin merakını gidermek için konu hakkında edindiğim bilgileri paylaşmaya karar verdim. Belki uygulamak ve dinlenmediğinizden emin olmak istersiniz.

Telefon dinlemelerinin en sağlam ve herkes tarafından bilinen belirtisi telefonla konuşurken hatta oluşan cızırtılar, tıkırtı ve ekolardır. Bunlar telefon hattınızda sizinle birlikte bir başkasının daha olduğunu gösteren en belirgin işarettir. Cep telefonunuzun şarjı eskisine göre daha çabuk bitiyorsa yani daha sık şarja takmak zorunda kalıyorsanız bu durumda dinlendiğinizin işareti olabilir. Şarjın çabuk tükenmesinin sebebi, mikrofonunun etraftaki sesleri toplayarak iletiyor olmasıdır. Ya da bizim Antalya travestilerinden Bade’nin telefonu gibi açıkken şarj edildiği için şarjın ömrü bitmiş olabilir. Bunu anlamanın en kesin yolu yeni bir batarya alıp, telefonu öyle kullanmaktır.

Uzun süre hiç konuşma yapmadığınız çantanızdan bile çıkarmadığınız telefonunuz kendiliğinden ısınıyorsa sizden hariç biri telefonunuzu kullanmış demektir. Telefonunuzda kullanılan casus bir yazılım varsa, yazılım kullanılmaya başlandığı anda kaynağa bir SMS gönderir. Bu nedenle kullandığınız operatörden her ay için ayrıntılı fatura istemek akıllıca olacaktır. Söz konusu bir casus yazılım varsa gönderdiği SMS faturada görülebilir. İlla dinlendiğinizi düşünüyorsanız son zamanlarda telefonlara indirilen bir programla bunu tespit etmek çok kolay. İnternetten böyle bir yazılım satın alabilirsiniz. Şüphe en tehlikeli silahtır ve insanoğlunun şüpheyle yaşaması aynı yatakta zehirli bir yılanla yatmasına eş değerdir. Açık alanlarda bulunan internet hatlarını kullanmaktan kaçının. Telefonunuzu sıklıkla fabrika ayarlarına döndürün, bilmediğiniz, güvenmediğiniz uygulamalara girmeyin. Ama şimdi akıllı telefonlarınıza yüklediğiniz yüzlerce fotoğraf, rehberde bulunan onca numara ve mesajlar formatla birlikte silineceğinden sanırım format atmak düşünülecek son yöntem oluyor. Bizim travesti arkadaşlar da fotoğrafları silinirse çok üzüleceklerinden en iyisi şu dinlenme saplantısından kurtulup, normal hayatımıza devam etmek olacaktır. Korkmayın kimse bizi dinlemiyor. Sevgilerimle.

Bu sözler olay olur

Bazı sözler vardır bir yerlerde okuduktan sonra uzun süre etkisinden kurtulamaz. Bir yerde denk getirsem de söylesem diye bakarsınız. Benim gelmiş geçmiş şairler içinde en beğendiğim sözleri yazmış olan İran’lı Hayyam’dan dörtlükleri bazen arka arkaya sıraladığım olur. Bazen ise yazarını bile bilmediğim harika sözler duyar ve içimden söyleyeni tebrik ederim. Bizim de özlü sözler söyleme konusunda tarih yazmış, Ankara travestilerinden bir arkadaşımızın söylediği şahane sözler vardır. İçimden ondan bu konuda ders alsam nasıl olur diye geçirdiğim de oluyor. Hani şöyle Survivor Turabi gibi konuşunca ortalığı yakıp kavurasım geliyor. Sen ne yaparsan sadece kendi dünyanın boyutunu değiştirebilirsin tabi eğer bir filozof ya da bilim adamı değilsen. Tüm insanlar öğretmek yani öğretmen olmak ister. Ama çoğunlukla da bu konuda başarısız olunur. Çünkü herkes öğrenci olamaz ve bu nedenle de herkese öğretmenlik yapılamaz.

Bazen bir yanlışı inatla savunuruz ya işte bunun nedeni yanlış olduğunu bilmediğimizden değil, yanlış yapmanın verdiği mahcubiyetten kaynaklanır. Kalem kağıda kızdığı için karalama yapmaz, amacı kağıtta kendinden bir iz bırakmaktır. Hepimizin bu dünyada amacı biraz olsun iz bırakmak ileride ismimiz anıldığında iyi bir şekilde yad edilmek istememiz değil midir? Oysa en son ne zaman şükrettiğimizi, bir iyilik karşısında teşekkür ettiğimizi bile hatırlamayız. Hayata bir eleştirmen gözüyle bakarken kendi yanlışlarımzı görmezden gelip, başkalarının yaptıklarını acımasızca eleştiririz.Oysa önce kendimiz bir şeyler başarmanın tadına varsaydık, bu uğurda biraz olsun ter dökseydik, bu kadar acımasız bir eleştirmen olmaya yüreğimiz dayanmazdı.  Yeni bir fikri benimserken de önce başkaları benimsesin çok kişi beğenirse ben de beğenirim diye bir adım geriden yaklaşmaz mıyız? Bir ağaca baktığında ne görüyorsun? Yakmak için odun mu, yazmak için kâğıt mı, oturmak için mobilya mı, gölge ve meyvesinden faydalanmak için bir bitki mi, ya da bir doğa harikası mı?  İşte bu soruya vereceğin cevap, sadece senin ihtiyacını belirlemeyecek hayata bakış açını da ortaya koyacaktır. Gençlik geldi, geçti. Üzülme. Yaşlılık da geçecektir. Herkesin gideceği son yerde, sana da yer var üzülme. Sevgiyle kalın.

 

Zengin olmanın yolları

Çalışmadan zengin olmanın bir yolu olsa siz de denemek isterdiniz mutlaka, babadan miras kalmadıysa nasıl zengin olacağız?  Yapmamamız gereken öncelikle zihnimizi bu duruma hazırlamak. Olumsuz ve can sıkıcı bahaneleri bir kenara atıp, hedefe odaklanmalıyız. Ben şans oyunlarında hiç kazanamam, zengin akrabam bile yok, bu devirde yüksek maaşlı işi kim kaybetmiş de ben bulacağım demeyin. Beyninizi yeni mesajlara açarak, pozitif düşüncelerle besleyelim. Evrende kendimize iyi olan düşünceleri alalım. Uykumuzda bile inanmamızı sağlamak için, yatmadan önce pozitif düşüncelerle besleyelim. Böylece; bu olumlamalar, uyuduğunuz süre boyunca negatif kesintilere uğramaksızın, bilinçaltınıza işleyecektir. ”Sevgili Yüksek Benliğim; seni, yaşamıma, bereket ve bolluğu çekmen sebebiyle programlıyorum. Şüphesiz ki, sen bunun sebebiyle gereken yaratıcılığa ve sınırsız güce sahipsin. İşte bu kadar kolay zengin olmanızın önünde engel olan tek şeyi yani negatif düşünceleri beyninizden kovmayı başardınız ve artık sizin önünüzde hiçbir güç duramaz.

Dünya olanca zenginiyle önünüze serilmişken sizin ondan yararlanmamanız düşünülemez. Öncelikle elinizdekini paylaşmayı öğrenmelisiniz. Evinizde fazla olan her şeyi başkalarına vermeye başlayın. Cebinizdeki her kuruşu ihtiyacı olanlara dağıtın. Bunları yaparken korkmayın, ben ne olacağım diye düşünmeyin. Dünya öyle güzel bir denge ile işliyor ki, boş kalan her şeyi yeniden doldurmaya başlayacaktır. Siz paylaştıkça gelen karşısında şaşırsanız da verdikçe, bereketlendiğini görüp, daha çok vermek isteyeceksiniz. Ankara travestilerinden Banu, geçen yıl böyle bir yöntemi anlatan bir programa gönüllü olarak katıldı.  Öğrendiği en önemli bilgi, gönlü zengin olmayanın cebinin de boş kalacağı olmuş. Paylaşarak, zenginleşirsiniz. Evinizde ve çalışma ortamınızda; dağınıklığa müsaade etmeyin, her şey olabildiğince düzen içinde olsun, böylelikle enerjinizi, lüzumsuz şeylere harcamamış olursunuz. Enerjinizi, ödenmemiş borçlara odaklamayın, aklınıza geldikçe onlara ışık gönderin ve yüksek benliğinizden, bunlara çabasızca ve en dar zamanda çözüm bulmasını isteyin. Zihninizi, paranın nereden geleceğini düşünerek, koşullamayın. Bu sınırlamaları getirdiğinizde, para enerjisini çekemezsiniz. Yüksek benliğiniz, gerekli yolları bularak bu sorunların halledilmesini sağlayacaktır.

Korkmadan ve çekinmeden paylaşın. Etrafa pozitif bir ışık yayın, Verdiğiniz hiçbir şeyin arkasından hayflanmayın. Unutmayın,  vermek, almaktan daha yücedir. Kendinize limit koymak yerine sınırsızca davranın. Kısa zamanda ulaştığınız zenginlik helal olsun. Hoşcakalın.

 

Köpek saldırısı nasıl atlatılır

Sabahları erkenden yürüyüşe çıkmaya bayılıyorum. Ama ne zaman erkenden sokağa çıksam en az beş tane tasmalı kocaman köpekle burun buruna geliyorum. Bu köpeklerin sahipleri büyük bir ihtimalle geceleri onları gezdirmeye üşendiğinden bahçeden dışarı salıveriyorlar zavallı hayvanlardan iplerinden boşalınca sağa sola koşarak etraftaki insanları rahatsız etmeye başlıyorlar. Öncelikle evcil hayvan sahiplerine bakamıyorsanız almayın demek istiyorum. Artık adım başı azgın bir köpekle karşılaşmaktan bıktım. Bir de bu köpekler tek karşınıza çıksa iyi, o zaman saldırmıyorlar ama eğer üç beş tanesi bir araya gelmişse topuklamanın faydası var.

Köpekler insanların onlardan korktuğunu korku anında salgıladığımız kokudan anlarlarmış. O yüzden topuklamanın da bir çare olmayacağını düşünerek bu konuda ne yapılması gerektiği hakkında bir araştırma yaptım. Bu araştırma benim gibi erkencilerin işine yarayacağı gibi,gece geç saatlerde evine dönene Ankara travestilerinden Bade’nin de kurtuluşu olacak.

Öncelikle kesinlikle panik olmayın. Eğer bağırırsanız ya da koşarsanız köpek kendini daha güvende hissedebilir ya da kendisini tehdit altında hissedebilir. Bu da size saldırma ihtimalini kuvvetlendirir. Köpeğe koz vermek diye bir deyim olsaydı tam da bu durumda kullanılabilirdi.

Bir veya birkaç köpeğin size yaklaşması durumunda ellerinizi, iki yanınızda dimdik ve hareketsiz tutun, gözlerinizi başka tarafa çevirin. Böylece köpek de ilgisini kaybedecek ve yürüyüp gidecektir. Sanki sen benim hiç umurumda değilsin gibi bir duruştan bahsediyorum hani ilgilenmediğimiz erkeklere yapıyoruz ya aynısından.

Ayaklarınızla köpeği tekmelemeye çalışmayın çünkü köpek bunu da tehdit olarak algılayacaktır. Zaten ben hayvanlara eziyet etmeye karşı olduğumdan ne olursa olsun bir hayvanın tekmelenmesine razı gelemem.

Köpekle göz kontağı kurmayın, göz kontağı kurmak da köpeğin saldırmasına yol açabilir. Köpekle göz kontağı kurmaktan kaçınarak geri çekilmesini söyleyin. Güçlü, derin, otoriter ve kendinden emin bir sesle “ Geri Çekil “ diye emir verin. Sonuçta bunlar sahipli ve eğitimli köpekler basit emirleri anlayacaklardır. Bir de pek çok insanın yaptığı gibi köpeklere taş atmaya kalkmayın unutmayın korkan hayvan her şeyi göze alabilir. En iyisi yasak olmasına rağmen çantanızda taşıdığınız biber gazını çıkarın ve hayvanın gözüne doğru sıkın. Sakın kendiniz koklamayın köpekler sersemlediği anda siz de sıvışın. Bütün bunları yaparak sabah yürüyüşlerime kaldığım yerden devam edebilirim. Bana katılmak isteyen buyursun.

 

Mevsimlere bir hal oldu

Eskiden ilkokul sıralarında ilk öğrendiğimiz konu ilkbahar, yaz, sonbahar, kış iken şimdilerde aralardan bahar ve sonbahar çıktı geriye sadece yaz ve kış kaldı. O aylarca uğramış yaptığımız sınıftaki panoya astığımız mevsimler tablosu tarih oldu.

Artık mevsimler baharı es geçip, bir sonraki sezona ani geçişler yapıyor, yaz kadar sıcakken bir anda hava sonbahara dönüyor, yağmurlu hava geliyor… Bahar aylarındaki değişken hava depresyondan ülsere, baş ağrısından yorgunluğa kadar birçok rahatsızlığı da beraberinde getirebiliyor. Ani ısı değişimleri bende ise psikolojik rahatsızlıklara neden oluyor. Bir anda güneşin kaybolmasıyla birlikte çöküş yaşıyorum. Bahar yorgunluğu benim gibi birkaç arkadaşımda da halsizlik, enerji azlığına neden olmuş olacak ki, Bodrum travestilerinden bir grup arkadaşın verdiği kışa veda partisinde kimsecikler yoktu. Oysa geçen sene hatırladığım kadarıyla kalabalık bir grup toplanmış ve çok eğlenmiştik.

Günlerin uzaması, saatlerin ileriye alınması gibi faktörler vücudun hormon dengesini değiştirerek uyku düzenini olumsuz olarak etkiliyor. Uyku düzenindeki bu değişiklikler vücudun yeterince dinlenememesine, kişinin kendisini sürekli yorgun hissetmesine ve unutkanlığa yol açıyor. Yetersiz alınan gün ışığı, beyinde bazı kimyasal maddelerin düzeylerini ve dağılımlarını bozar. Bu hormonlar kişinin vücut ısısı ayarlanması ve uyku-uyanıklık düzeninde önemli rol oynarken, biyolojik saatin bozulması ile depresyona açık hale geliriz. Sanırım benim psikolojimin bozulmasının temel nedeni de bu. Açık güneşli havalarda daha neşeli, kapalı, bulutlu havalarda cansız ve melankolik olan benim gibi kişilerde, çoğu zaman altta yatan mekanizma biyolojik saatteki aksamalardır.

Mevsim değişikliklerine uyum sağlamayan kişiler sıklıkla nezle ve grip olurken aralarında alerjik rinit rahatsızlığı olanlar için bu durum çekilmez bir hal alır. Yılın altı ayı elinden kağıt mendil düşmeyen bu insanların en büyük sıkıntısı dışarı çıkmaya korkmalarıdır. Ya bütün baharı evde geçirip, sokağa hiç çıkmadan yaşayacaklar ya da başlarına gelecek olanlara razı olup, baharın tadını çıkaracaklar. Bu aslında tam bir yaman çelişki.

Bu durumları yaşamamak için yapılması gereken bazı basit uygulamalara değinecek olursak, dengeli beslenmek, düzenli uyku, dinlenmek, spor, her gün düzenli banyo yapmak ve sigara içmemek  bağışıklık sistemini güçlendirirken bizleri de bu ani hava değişimi hastalıklarından koruyacaktır.