Gerçek sevgi üstüne

Sevince, yalnızca sevdiğin için yaşamak istersin!.. Yalnızca yanında olmak, yalnızca onun olmak, yalnızca onun zevk aldığıyla zevk alıp, sevmediğinden kaçmak istersin! Sevdiğin öylesine sarmıştır aklını, fikrini, ruhunu ki, her şey sana, onu hatırlatır; yanında iken bile onun içinde olmak istersin!.. Yakınlık bile uzak gelir sana!.. Sen kaybolursun, sende; sevdiğin kalır yalnızca, beyninde!..!.. Her an sana sahip olmasını; varlığının, tasarrufunun her an üzerinde olmasını, her an seni kucaklamasını istersin!… Bedensel yakınlık bile, korkunç uzaklık gibi gelir sana; ve onunla tek bir beden, tek bir ruh, tek bir şuur olmayı dilersin!.. Sevgi, fıtratın müsait ise, sevdiğinde yok edesiye yakar seni; ve gün gelir kaşında-gözünde, yüzünde-dilinde sevdiğini görürler de, “sen o olmuşun” derler!

Beğenmek ile sevmek arasındaki farkı anlamayanlar ise sevginin bu ulu değerlerini hiçe sayarak sadece sahip olmak kullanmak ve tadını çıkarmak isterler bir süre sonra sıkılıp bir kenara atarlar. Bazılarının evliliklerine dikkat ettiğinizde bir anlık beğenmenin sevgi ile nasıl karıştırıldığını daha iyi anlarsınız. Dün evlenen ünlüler bir yıl dolmadan soluğu adliyede alıyorlarsa sevgiyi bilmediklerinden bir gün karşılarına gerçek sevgi çıktığında ki bu herkese nasip olmaz. İşte o gün ölseler ayrılmak istemezler. Sevgi o öldüğünde veya sen gittiğinde bile bitmez.

Seven, karşılıksız sever!.. Beğenen karşılığını ister!.

Benim istediğim gibi yaşarsan seni boğarım sahip olduklarıma, der beğenen!.. Onun zaten fıtratında yoktur sevgi, bilmez aşkın ne olduğunu!.. Ne üzere yaratılmışsa, odur tüm meşgalesi… Karınca gibi çalışır; maymun gibi çiftleşir; aslan gibi yavrularına sahip çıkar… Ama pervane gibi sevemez!. Atamaz kendini ateşe!.

Sevgi sonunda yanmayı getirir!.. Beğeni ise sonunda kaçmayı!.. Siz kaçanlardan mı yoksa yananlardan mı olmak istiyorsunuz? Birini kalpten seviyorsanız  karşılığında hiç bir şey istemezsiniz. O sizi sevse de sevmese de siz sevmeye devam edersiniz. Kardeş sevgisi, evlat sevgisi de böyle değil midir? Onlar sizi aramasa sormasa ben de artık sizi sevmiyorum diyemezsiniz. Yaşlandım eşim beni beğenmez diyenleri duyuyorum bazen hayret ediyorum çünkü sevene sevdiği her daim dünyanın en güzeli gibi gelir. Sizce de öyle değil mi? Saygılarımla.

Kadınlara tavsiyeler

Kadın olmak her zaman erkek egemen toplumlarda yanlış anlaşılmaya müsait bir ortam hazırlar. Kadın dediğin kendini evine ve çocuklarına adayan bir hizmetli gibi adlandırılır. Oysa kadın olmak bir mobilyanın üzerinde birikmiş toz ile ölçülemez. Kadın olmak duygu ve düşünce tarzı ile bu dünyayı yaşanabilir bir yer haline getirmek olarak görülmelidir.

Unutmayın toz dünyanın bir gerçeğidir ve var olup yok olması siz kadınların görevi kabul edilemez. Bir ev tozuyla, pisliğiyle yaşanılır bir yer olacaktır. Neredeyse ilk genç kızlık günlerinizden beri kendinizi eve aniden gelecek misafirlere göre ayarlayıp erkenden kalkıp saatlerce temizlikle uğraştınız ve sonuçta ne gelen var ne giden aksine ne zaman ev işi yapamayacak kadar yorgun ve halsiz oldunuz zırt misafir o anda kapıyı çaldı.

Artık kabul edin kimsenin sizin temizliğinizle falan ilgilendiği yok, herkes hayatını yaşıyor ve kimse sizi eleştirmek ay ne kadar pis kadın demek için sırada beklemiyor. O halde kapatın kapınızı ve siz de o dışarıdaki kalabalığa karışın. Boş verin yıkanacak bulaşıkları, silinecek duvarları, süpürülecek halıları azıcık insan olmanın tadını çıkarın.

Hayat kısa, tadını çıkarın! Mecbur hissediyorsanız temizlik yapabilirsiniz ama dozunu kaçırmayın.

Ya da alın elinize fırçayı bir resim yapın. Bir mektup yazmak daha iyi değil mi, kurabiye ya da bir kek pişirmek, bir tohum ekmek toprağa, istemek ve gereksinim duymak arasındaki farkı keşfetmek ?

Bu dünyada temizliğe harcayacak kadar çok fazla zamanınız olduğu gibi bir yanlış bilgilendirilmeye inanmayın, yok öyle geniş zamanlar bir kere geldin ve gidiyorsun baksana ellerinde nasırlar oluştu bile.

Sen bu dünyadan göçerken o temizlemek için çok uğraş verdiğin tozlar arkanda kalacak sadece yaşanmış güzel anıların seninle gelebilir ve onları çoğaltmak için çalışmalısın. ‘Bir ev mobilyaların üzerine ‘seni seviyorum’ yazabildiğinde gerçek bir ev olur .’ Böyle bir hikaye okumuştum hani adam karısına mobilyanın üzerindeki tozla yazı yazıp seni seviyorum diyordu. Gerçi o hikayeyi bile adam kadına kibarca temizlik yap sevgilim diyor diye bağlamışlar ama ne yaparsınız erkeklerin dünyasında hikayeler bile onlara hitap ediyor. Saygılarımla.

Korkularımız bizi yönlendirmesin

Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasaydık, kırılmak ve yaralanmak bizi korkutmasaydı acaba etrafımıza sardığımız bu duvarları yıkabilir miydik? Korkmasak kendimiz olmaktan, kalbimizin zayıf yönlerini ortaya çıkarsak, korkularımızı gizlemekten vazgeçsek. Cesaretsizliğimizin anlaşılması,

Korkularımızın paylaşılması, sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti… Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi, korkaklığım, sevgi isteğimi en insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem, bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağım özgürce. Özgürlük bu kadar yakınken bize araya dağlar koyarak, sınırlar çizerek kendimize kötülük yapmak neden?

Neden bazı insanlar bizden daha kötü duygulara sahipken sanki daha iyilermiş sunarlar da kendilerini biz sırf bize verilen isim yüzünden bir kenarda beklemek zorunda kalırız. Başkalarının bizim için ne düşündüğünü bu kadar önemsemek doğru mu? Biz olmayı becerebilecek miyiz? Ben işte buyum varsın adıma travesti densin sadece insanım aslında diyebilecek miyiz?

Yeniden açsak kendimizi,  atabilsek bizim kendi ellerimizle etrafımıza ördüğümüz duvarları. Televizyonda Berlin duvarının yıkılışını bile görmüşken, o kadar zor mu görünmez duvarları yıkmak?

Denesek.

Risk alsak.

Yanılsak.

Sonra tekrar aynı içtenlikle hayata yeniden başlasak. Kucaklaşsak yeniden. Tıpkı eski günlerdeki gibi bir olmayı denesek. Takmasak zayıf yönlerimizi içimizden geldiğinde ağlasak, gülsek, katılsak, hüzünlensek bir ölüme ve sonunda aynı dalda yeşeren iki yaprak gibi sarılsak.  Bir beden olsak. O zaman fark edeceğiz. Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.Neler biriktirdiğimizi,Kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa. Dünya bir anlık oysa ruhumuz sonsuza kadar yaşayacak.

İnsan olmak bu kadar zor olmamalı. Herkes birbirine sarılabilmeli, sevginin kıymetini yaşarken göremedikten sonra sonraya bırakmanın ne anlamı olabilir. Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri bu hayat aslında hayatın da bir suçun yok. İnanın suç sadece biz de biz olmamakta direnen insanlarda. Korkularımızın esiri olmamayı, sevmeyi, en azından denemeyi öğrenmeliyiz kısacık yaşamımızda. Sonrasına sonra bakarız diyebilmeli yolumuza kaldığımız yerden devam etmeliyiz.

Esaretin başladığı yerde kimse kendisi olmayı ummasın. Esaret öyle acımasızdır ki hiç yapmam dediğiniz şeyleri bile gözü kapalı kabul ettiğinizi görürsünüz. Sevgiyle kalın.

Dünyanın en önemli varlığı

Bu dünyada en çok önem verdiğin kişi belki de en yakının annen, baban, kardeşin ya da bir arkadaşın öyle değil mi? Oysa doğru olan en değerli olanın kendin olmasıdır. Sana megaloman ol, başkalarına kıymet verme demiyorum ama azıcık kendine önem vermen gerekmiyor mu?

Uzun zamandır kendine verdiğin bir türlü tutamadığın sözler vardı ya işte onları yapmaya başlamanın zamanı geldi de geçiyor. Geçen gün ne diyordun travesti arkadaşınla sohbet ederken; “Öyle sinir bir durum ki! Başkasına versem o sözleri, iki elim kanda olsa, ölüyor olsam yerine getiririm.” Hatırladın değil mi? Ben de tam olarak bu konuya dikkat çekmek istiyorum. Acayip bir şekilde kafaya taktım bu durumu herkese iyilik meleği gibi davran kendine gelince paçavra gibi bir kenara at. Yok bu böyle sürüp gidemez. Olan korkarım sana olacak ey travesti İclal, silkelen ve kendine gel. Artık kendine verdiğin sözleri tutma zamanın geldi. Bu da biraz fazla oldu deme. Ne vardı mesela geçen yıl beğendiğin bir ülkeye yurt dışı seyahat etmek istedin yakın arkadaşın hasta diye aman yalnız kalmasın kızcağız diye gitmedin. Hazırla bavulunu ve o tatili mutlaka yap.

Bu aralar dişlerin ağrıyordu değil mi? Hadi koş bir dişçiye baştan aşağı bütün diş ve dişetlerini kontrol ettir. Sakın sırtındaki ağrıyı d ihmal etme hazır doktora gitmişken bir röntgen çektir ve takipçisi ol. Başkaları için nereye kadar yaşayacaksın artık kendin için yaşama, zevk alma vakti gelmiştir.

Sen yıllardır her arkadaşının derdine merhem olmaya çalıştın onlar için elinden geleni arkana koymadın ama artık sıra onlarda biraz da onlar senin için bir şeyler yapsınlar en basitinden sabırla senin kendine verdiğin sözleri tutman için beklesinler. Şöyle uzun bir uyku çekmedin ne zamandır, kilitle kapını, pencereni kapa telefonu ve hiçbir şey düşünmeden yat dinlen. Kendine ve inandıklarına bak. Amacına giden her yol mübahtır ve sen bu yolu mutlaka birincilikle bitirirsin. Kendine güven. Bu dünyadaki en önemli varlığa hizmet et yani kendine, hadi marş marş.

Pozitif enerji

Pozitif ve her şeyi olduğu gibi kabullenen mutlu bir insanın yaydığı enerji, doksan bin insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir. Hayatın bir dengesi olduğunu kabul edelim ve bu dengeyi bozacak kişi biz olmayalım. Mutlu olduğunuz anda tek mutlu olan kişi siz değilsinizdir, sevdiklerinizin de sizinle birlikte mutlu olduğunu yaydığınız pozitif enerji sayesinde binlerce mutsuz insanın sizden etkilendiğini unutmayın. Siz bir yandan bunları yaşarken; bir yandan da farkında olmadan, evrenin enerjisini yükselterek, pek çok insanın hayatını etkiliyorsunuz.

Yaşadıklarınız ile oluşan düşük veya yüksek frekanstaki enerjinizle farkında olsanız da olmasanız da, inansanız da inanmasanız da, görseniz de görmeseniz de, toplu bilinçteki yaşam enerjisini fazlası ile etkilemektesiniz. Bu felsefeyi öğrendiğim travesti arkadaşın her durum ve koşulda mutlu olabilmesi başlarda bana anlamsız gelse de onun fikirlerini daha iyi anlayabildiğim gün aslında onun mutluluğunun beni de iyileştirdiğini fark ettim. Sevgiyi gerçek anlamda yaşayan bir insanın yaydığı enerji, yedi yüz elli bin insanin yaydığı düşük enerjiyi dengelemektedir. Öyleyse bu dünyada negatif bir algıyla gezmeye hakkımız yok. Biz insanlara mutluluk ve sevginin önemini anlatmaya gelmişken, onları mutsuz edecek bir enerji yayamayız.

Dünyadaki insanların büyük çoğunluğu barış ve sevgi yayabilseydi ne savaşlar ne kavgalar olmazdı. Eğer onları değiştirme gücünüz yoksa yaydığınız pozitif enerjinin ulaştığı insanları yani çevrenizdekileri değiştirin. Sahil kenarında dolaşan bir adam karaya vuran balıkları her gece teker teker tekrar denize atarmış. Bunu sabaha kadar sürdürürmüş, yaptığı işi görenler onunla dalga geçer ve boşuna bir çaba içinde olduğunu kurtardığı balıklardan daha çok kurtaramadığı balık olduğunu söyleseler de adam yaptığı işten hiç vazgeçmez her gece o sahilde görevini yerine getirirmiş. Çünkü önemli olan kurtaramadıkları değil onun sayesinde tekrar denize kavuşan balıklar olduğunu düşünürmüş. Bu hikayeyi yıllar önce bir balıkçı kasabasında doğup büyüyen travesti bir arkadaşımdan dinlemiş ve adamın gayretinden çok etkilenmiştim. Hayatımı o adam gibi insanlığın iyiliğine adamaya karar vermem de sanırım o günlere denk geliyor. Ben yaydığım pozitif enerji ile balıkları kurtaran adama yardım ettiğime inanıyorum. Ya siz dünyaya nasıl bir katkı sağlıyorsunuz?

Travestiler için yaz önerileri

Yazı fit geçirmek bizim elimizde özellikle güzel vücuda sahip olan travestiler için güzelliklerini korumaları ve yaz boyunca kilo almamaları için beslenme uzmanlarının yaptığı bazı önerileri sizler için derledim.

Metabolizmanızı hızlandırmak ve yağları yakmak için C vitamini, kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünleri ve sağlıklı yağları tüketmelisiniz. C vitamini yağ yakılmasını tetikler. Araştırmalar özellikle bel çevresinde toplanan yağların yakılmasında C vitamini takviyelerinin etkili olduğunu gösteriyor. Turunçgiller C vitamininden zengindir ama C vitamini kaynakları bununla sınırlı değil; çilek, kivi, yeşil biber, kırmızıbiber, kuşburnu, kızılcık, elma, kuşkonmaz, kabak, domates, patates, brokoli, lahana, ıspanak, tere, kıvırcık salata, yeşil yapraklı sebzeler ve maydanoz C vitamini açısından zengindir. Özellikle brokoli, maydanoz, kırmızı dolmalık biberde portakaldan daha fazla C vitamini bulunur. Kahvaltıda yeşil  biber, kırmızıbiber, maydanoz ve roka yiyerek hem kan şekerinizin ani yükselmesini önler hem de yeterli C vitamini almış olursunuz. C vitamini, doğal yollardan sebze ve meyvelerden alındığında ise etkisini daha fazla gösterir. Kalsiyum zengini süt ürünleri Kalsiyum içeriği zengin olan süt ve süt ürünleri metabolizmayı hızlandırarak kilo vermenize yardımcı olur. Süt, ayran ve yoğurt daha az kalori içeren kalsiyum seçenekleri arasında. Peynir tüketirken daha dikkatli olmalısınız, içerdiği fazla yağ ve tuz kolesterolü yükselttiğinden az yağlı ve az tuzlu olanları seçin. Posa içeriği yüksek besinler tüketin Kan şekerinin dengeli olması kilo kontrolü açısından son derece önemli. Kan şekerini hızlı yükselten yiyecekler (börek, çörek, pilav, patates, tatlı), kısa sürede tekrar yemek yeme isteğine neden olur. Posa bakımından zengin besinlerin yağ oranları da düşüktür, daha az kalori içerirler ve bunları çiğnemek gerektiği için daha yavaş yemek yersiniz ve doyduğunuzu hissetmeniz için gerekli olan süreye ulaşırsınız. Özellikle yaz aylarını sürekli karışık salata yiyerek geçiren travesti Aşkın fit olmasını buna bağlıyor. Üstelik bu besinlerle beraber bolca da su içmelisiniz. Her zaman suyun insan bedeni için ne denli önemli olduğunu duyar duyarız demek ki su içmek dengeli beslenmek kadar önemli bir iştir. Lütfen yaz aylarında daha fazla su tüketin ki vücudumuz susuz kalıp kurumasın güzel cildimiz bozulmasın. Hoşcakalın.

Kedilik genlerimde baki

Oynarken bazen dolanıyor insanın patileri… Hayat, Kaçan ve kovalanan, kendi haline bırakıldıkça sana geri gelen bir kedi gibi. Kazanmak ve kaybetmek yok. Yaşamak var! Her nasılsa öylesine… Hayatın tadına varmak, Yaşadığın o anın içine dalmak, sakin ve kendinden emin yalanmak. Başını, dimdik tutup, güvenle ileri bakabilmek. Belki dünyanın en ünlü kedisi kadar ederin yoktur ama yine de bulunduğun ortamda sen uysal oldukça sevilir sayılırsın. Neydi o dünyanın en çok kazanan kedisinin adı hani şu ünlü tasarımcının, reklam filmlerinde oynayan sosyal medyada takipçi sayısı pek çok başbakanı geçen, Karl Lagerfeld’in kedisi, Choupette evet adı buydu. Sevimli yaramazın ama baksanıza hepimizi satın alacak kadar çok parası varmış hoş bir kedi bu kadar parayı ne yapabilir ki? Gidip bir hayvan barınağına bağışlamayı düşünmez herhalde. Bende biraz kedi olmayı isterdim. Hem insan olan hem kedi olan canlılar olsaydı bu hayatta eminim ben kedi insan olurdum.

‘Kediler sahiplerini, sevdiklerini, yerlerini, evlerini seçer’ derler… Doğrudur. Kiminle ne zaman, nasıl ve nerede olmak istediklerini iyi bilirler. Zorlamaya hiç gelmezler. Özgürlüklerinden, bağımsızlıklarından, içgüdülerinden, duygularından zerre kadar ödün vermezler. Yaşadıkları hayat kendilerine ait olsun, kuralları kendileri koysun isterler. Yaramazlıklarından kendileri sorumlu olup cezasını da kendileri verip kendi başlarına çekmeyi tercih ederler. İşte ben travesti İclal de tam böyle duygulara sahip bir kediyim. Sinirlendiğimde kaplan kesilir, ağzımı kocaman açar ve sayar dökerim her şeyi, oysa o gün uysalsam canım yanmıyor bir yerlerim ağrımıyor ne nankörlükle suçlanmıyorsam mır mır mırlar başımı okşamanıza izin veririm. Kedilik benim genlerimde baki de hangi kedi ne zaman çıkar içimde işte onu ben bile bilmiyorum. O yüzden bana yaklaşırken azıcık dikkat etmelisiniz. İçimdeki aslanı uyandırmadan uysal tekir kediyle istediğiniz kadar uğraşabilirsiniz. Hayat kedinin elinde oynadığı yün yumağı gibi beni oradan oraya sürüklerken, bazen sevecen bazen ise tırnaklarını çıkaran bir travesti olurum. Hangi yanımı okşarsanız karşınızda onu bulursunuz. Dağ aslanı, kaplan ya da mırlayan bir tekir seçim sizin bana nasıl yaklaştığınıza göre değişecektir. Hoşcakalın.

 

Görücü usulü sevgili

Sevgilinin görücüsü olursa demeyin oluyor. Siz hiç hayatınızda hiç tanımadığınız bir adamla birlikte olmadınız mı? Hepimiz bunu defalarca yaşadık ama biri anlattığında dünyada olmayacak bir konudan bahsediyormuş gibi dinliyoruz. Şimdi bana ay çok banal olur mu öyle şey keşke önce bir tanısaydın falan demeyin. Adamı bir kez gördüğünüzde içinizi kıpırdatmış, duygularınızı harekete geçirmişse neyi bekleyeceksiniz ve en önemlisi ne kaybederseniz bir denemekte fayda var.

İnternette sadece yazıştığım bir adamın kendini anlatırken kullandığı cümleler beni benden aldı ve mest oldum. İlk buluşmada birlikte olduk. Bu aslında sadece benim kararımla olmuyor karşımdaki adamın da beni aynı şekilde çekici bulması gerekiyor. Her ikimizde istiyorsak aşk kaçınılmaz oluyor.

Geçen yıl Manisa travestilerinden Hale internet üzerinden bir yakışıklının bana fotoğraflarını gönderdi, adam İstanbul’da yaşıyormuş size bir buluşma ayarlayacağım adam tam senlik dedi. Tek fotoğrafını gördüğüm adamla bir kafede buluştuk, resimde kaslı, dalyan gibi olan adam oturduğu sandalyeye gömülmüş, adeta pısmış, saçı sakalı birbirine karışmış halde beni bekliyordu, şimdi elektrik almak diyorlar ya işte o masada zerre elektrik yoktu. Bu durumda o beni beğendi diye hemen birlikte olacak değilim ya yok artık o kadar da değil kızlar siz beni ne sandınız her gördüğüne gönül veren ayran gönüllü bir travesti değiliz sonuçta, sadece beğenirsen ve içimden bir ses evet bu doğru adam derse onunla o kafeden çıkarım. Yoksa hiçbir kuvvet sırf içi güzel, karakteri iyi diye bir adamı benimle aynı odaya sokamaz. İlk buluşmanın yatak odasında sonlanmasını istemiyorsanız kendinize engeller koymalısınız örneğin; kesinlikle ağda yapmayın, vasat bir iç çamaşırı tercih edin ve sürekli olarak kendinize ben buradan yalnız çıkacağım diye hatırlatın. İlk buluşmada hemen acı anılarınızı anlatmayın, sorunlu kadın portresi falan hiç çekilmez valla. Eski manitalardan bahsetmeyin, adama da bahsettirmeyin tabii.

Sakın unutmayın hayat sizin hayatınız ve siz nasıl yön verirseniz o doğrultuda gelişir olaylar, direksiyonu sola çevirdiğinizde sağa gidiyorsa o direksiyonu koparıp atın. Görücü usulü birliktelikler gözünüzü korkutmasın. Sonuçta direksiyon sizin elinizde kısacası bu hayatta siz ne isterseniz o olur. Sevgilerimle.

Utanmadan cevap veriyorum

Hepimizin aklının ucunda bir sürü soru sorulmayı ve cevap almayı bekler ama maalesef toplum tarafından dışlanmaktan korktuğumuz için bu soruları sormaya çekinir ve utanırız. Şimdi ben size en azından bu soruların benim kafamı kurcalayan bir kaç tanesinin cevabını vermek istiyorum. utanmayın sorun sloganımız olsun ve ne merak ediyorsak soralım. Keşke şimdi bu siteden sorularınızı duyabilsem ve onlara da mantıklı birer cevap oluştursam ne yazık ki şimdilik bu mümkün görünmüyor.

Gelelim aklımda ki belki de bir çoğunuzun aklındaki o utanmaz sorulara, denize çiş yaparsak ne olur? ay çok ayıp sen denize mi çiş yaptın? yap kardeşim ne olacak deniz dediğin yere bütün deniz canlıları çiş yapıyor hatta şehrin bütün kanalizasyonu da oraya akıyor. Korkma hiç bir şey olmaz ayrıca seni ayıplayan, san uzaydan gelmiş yaratık muamelesi yapan o insanlar var ya fırsatını bulduğunda çaktırmadan aynı utanmaz işi onlar da yapıyorlar. Sabah ereksiyonu neden var?Gece uyurken idrar kaçmasın diye penis erekte olur. Merak edilen sorunun cevabı bu kadar basit. Sen ne sanmıştın adam her gece rüya görecek değil ya ayrıca bir de yanında rüya görüyor diye ayıpladın ya adamı çok ayıp ettin. Bursa travestilerinden Derya son lafım senin içindi. İnsanlar korkunca neden altına işer?İnsanlar korktukları anda, beyne giden sinyaller karışır ve beynin ön lobu işini istediği gibi yapamaz. Bundan dolayı insanlar altlarına idrarını yapar. Konular hep çiş üzerine değil elbette ama ben burada en çok utanılan ve sorulmayan soruların cevabını bulmak istiyorum konu hep oralara kayıyor şimdiden hepinizden özür dilerim.

Gaz tutmak sağlıklı mı?Gaz çıkarma ihtiyacı normaldir ve geldiği zaman onu çıkartmak gereklidir. Eğer tutarsanız bu pek sağlıklı olmaz. Gaz tutmak ileride birtakım sağlık sorunları ortaya çıkarabilir. Bunlardan bir kaçı basur, kanama ve bozuk bağırsak sendromudur. tabi ben böyle söyledim diye olur olmaz yerlerde de koy vermeyin sessiz ve derinden kokusuz olursa tamam da kokan bir gaz çıkarma sizi ele verir. Yıllar önce yurt dışında yaşayıp dönen bir travesti arkadaşım Avrupalıların rahatça gaz çıkardığını gegirdiğini söylemişti herkes aynı anda ay iğrenç diyivermişti. Oysa bunlar gayet insani olaylar utanmayın sorun cevaplayalım. Sorularınızı bana bu sayfadan ulaştırabilirsiniz. Hoşçakalın.

 

Biri sizi dinliyor

Son zamanların moda deyimi ile dinleniyor olabilirsiniz. Hepimiz biraz paranoyaya kapılıp dinlendiğimizi düşünmeye başladık. Sanki yurt dışı çalışan ajanların işi gücü yokmuş da sizler gibi sade vatandaşları dinlemeye başlamış gibi telefonda konuşurken acayip dikkatli davranmaya hatta internette gezerken gizli mod açmaya başladık.

Telefonunuzun dinlendiğini nasıl anlayabilirsiniz tarzından bir sürü makale okudum. İşin açıkçası ben bu konulara çok takılmıyorum ama sizlerin merakını gidermek için konu hakkında edindiğim bilgileri paylaşmaya karar verdim. Belki uygulamak ve dinlenmediğinizden emin olmak istersiniz.

Telefon dinlemelerinin en sağlam ve herkes tarafından bilinen belirtisi telefonla konuşurken hatta oluşan cızırtılar, tıkırtı ve ekolardır. Bunlar telefon hattınızda sizinle birlikte bir başkasının daha olduğunu gösteren en belirgin işarettir. Cep telefonunuzun şarjı eskisine göre daha çabuk bitiyorsa yani daha sık şarja takmak zorunda kalıyorsanız bu durumda dinlendiğinizin işareti olabilir. Şarjın çabuk tükenmesinin sebebi, mikrofonunun etraftaki sesleri toplayarak iletiyor olmasıdır. Ya da bizim Antalya travestilerinden Bade’nin telefonu gibi açıkken şarj edildiği için şarjın ömrü bitmiş olabilir. Bunu anlamanın en kesin yolu yeni bir batarya alıp, telefonu öyle kullanmaktır.

Uzun süre hiç konuşma yapmadığınız çantanızdan bile çıkarmadığınız telefonunuz kendiliğinden ısınıyorsa sizden hariç biri telefonunuzu kullanmış demektir. Telefonunuzda kullanılan casus bir yazılım varsa, yazılım kullanılmaya başlandığı anda kaynağa bir SMS gönderir. Bu nedenle kullandığınız operatörden her ay için ayrıntılı fatura istemek akıllıca olacaktır. Söz konusu bir casus yazılım varsa gönderdiği SMS faturada görülebilir. İlla dinlendiğinizi düşünüyorsanız son zamanlarda telefonlara indirilen bir programla bunu tespit etmek çok kolay. İnternetten böyle bir yazılım satın alabilirsiniz. Şüphe en tehlikeli silahtır ve insanoğlunun şüpheyle yaşaması aynı yatakta zehirli bir yılanla yatmasına eş değerdir. Açık alanlarda bulunan internet hatlarını kullanmaktan kaçının. Telefonunuzu sıklıkla fabrika ayarlarına döndürün, bilmediğiniz, güvenmediğiniz uygulamalara girmeyin. Ama şimdi akıllı telefonlarınıza yüklediğiniz yüzlerce fotoğraf, rehberde bulunan onca numara ve mesajlar formatla birlikte silineceğinden sanırım format atmak düşünülecek son yöntem oluyor. Bizim travesti arkadaşlar da fotoğrafları silinirse çok üzüleceklerinden en iyisi şu dinlenme saplantısından kurtulup, normal hayatımıza devam etmek olacaktır. Korkmayın kimse bizi dinlemiyor. Sevgilerimle.