Kalbine kulak ver

Ne olursa olsun, neye mal olursa olsun, kalbini dinle. Seni nereye götürürse götürsün, sana ne yaptırırsa yaptırsın, kalbini dinle. Dibine kadar sev, sonuna kadar git, olmadıysa bambaşka bir yola git. Hatta istiyorsan dur ama hep kendini, hep kalbini dinle. İnsanların eğilimlerine, tepkilerine, eleştirilerine aldanıp, “onaylanan” yolu seçme. Kendi yolundan git. Kalbinin yolundan.

Her topa girme. Her sorumluluğu alma. Her yükü taşıma. Sonradan ruhsal çöküntü yaratacak, sana “keşke” dedirtecek hiçbir şeye soyunma. Rol çalma. Unutma; her kantar, belirli bir ağırlığa kadar tartar. Fazlasını almak, kantarı yorar. Her şeyi başarmak zorunda değilsin; her sorunun çözümü sende değil. Sen de diğerlerinden farklı değilsin. Enerjinle, moralinle, zaten taşıdığın yüklerinle, gidecek epey yolun var. Çünkü ne oluyor biliyor musun; bir süre sonra insanlar seni takdir etse de, kıyamadıklarını söyleseler de bu pohpohlamalar bir süre sonra işe yaramaz hale geliyor. Dediğim gibi sen olmaktan vazgeçmezsen ve sadece kalbine aklına kulak verirsen seni kimse yıkamaz. Güçlü bir travesti başkasının abartılarına kulak asmaz. Kendi olmak adına çok fazla şey kaybedenler bir gün mutlaka kaybettiklerinin yanında artılar kazanarak bu savaşı bitirirler. Girme öyle kimsenin kanatları altına yoksa sana başka birin olman için etiketler yapıştırırlar. Laf aramızda bu köşeler sayesinde ben de hayattan çok şey öğrendim bir nevi yaşam koçu oldum sayenizde Hatta geçenlerde Ankara ve Bursa’dan birkaç travesti birey arayarak sen acaba kitap yazmayı düşünüyor musun diye sordular. Tabi henüz o kadar pişmedik yani yazar olmaya soyunmak kolay iş değil ama bir gün mutlaka bu hayalimi de gerçekleştireceğim. Türkiye’nin ilk travesti yazarı olmak kulağıma hoş geliyor. Susma. Kendi şarkını söyle. Canın nerede, ne zaman, nasıl istiyorsa, öyle söyle. Hayatın, “senin şarkın”. Notalar senin, kulak senin, ses senin. Ne istiyorsan, onu söyle. Kendi şarkını yaz. Bağıra çağıra söylemeye başladığında, altında senin imzan olsun. İnsanın en kötü yaptığı başlangıç bile hiç başlamamış olanlara göre bin kat iyidir. Sen de bir başlangıç yap kendin olma başlangıcı olsun adı ve yeniden vakit geç olmadan yeni bir sayfa aç kendine. İnan bana pişman olmayacaksın. Zaten kendi olduğu için pişman olan kim var ki dünyada tam tersine rol yapan, taklitçiler gün gelir bıkarlar yaptıkları anlamsız işlerden. İçindeki sene şans ver. Saygılarımla travesti İclal.

 

Güven eksikliği

İnsanın kendine herhangi bir iş için güvenmemesi kader değildir bu sadece öğrenilmiş çaresizlik ile açıklanabilir. Özgüven, yaşamdaki pek çok problemin en temel sebeplerinden biridir Başarılı olmamız, mutlu olmamız, kendimizle barışık olmamız, çoğunlukla hep özgüvenimize bağlıdır Özgüveni olmayan bir insanın yaşamında, korkular vardır, kararsızlık vardır, eylemsizlik vardır ve öfke vardır Özgüven, iş hayatında ve evliliklerde de kendini çok belirgin bir şekilde gösterir. Özgüven eksikliğinden dolayı, kendini ifade edememe, kendini savunamama, içine kapanma gibi sorunlar yaşanır. Mutlaka sizin de etrafınızda böyle insanlar vardır. Özgüveni olan kişi, kendi iç dünyasında mutludur. Çevresiyle barışıktır. Özgüveni olmayan kişide ise, sürekli olarak bir huzursuzluk ve hiçbir şeyden memnun olmama durumu vardır. Mesela ben bir travestinin kendine güveni olmadan bu hayatta başarı sağlama, iş yapabilme kapasitesine sahip olabileceğine inanmıyorum hayat sosyal insanlara kapılarını sonuna kadar açarken pasif ve güven sorunu yaşayan insanlara tüm kapılarını kapatır. Sürekli eleştiriye maruz kaldığınız bir ortam, kendi kendinizi sürekli eleştirmek, her şeyi kötü olarak görmek.

Ayakları yere sağlam basmayan şeyler istemek. Hayal kırıklığı ve başarısız olma korkusu, bazı küçük başarısızlıkları tüm hayatınıza yaymak ve genellemek. İşte tüm bunları yapıyorum diyorsanız özgüven sorunu yaşamanız da çok doğal olacaktır. Özellikle çocukluk dönemlerinde gördüğümüz yoğun baskılar ve eleştiriler, özgüven probleminin temelini oluşturur. Okul hayatında yaşanan ve küçük gibi görünen travmalar vardır. Ancak bu travmalar, kişinin bütün yaşamını baştan sona etkileyebilir. Günün birinde öğretmenin sorduğu bir soruya yanlış cevap verirsiniz. Arkadaşlarınız size güler ve sonra hayatınız boyunca kimsenin yanında bir şey konuşamazsınız İşte durum bu kadar ciddidir. Lise yıllarına kadar özgüven sorunu yaşadığını söyleyen Sakarya travestilerinden bir birey bu sorunu ile başa çıkmanın yolunu zor da olsa bulmuş. Anlattığına göre öncelikle korktuğumuz şeylerin üzerine gitmemiz gerekiyor mesela sosyal çevrede konuşma sıkıntısı çekiyorsanız sürekli kendinize kalabalık bir ortamda konuşma fırsatı vermelisiniz. Haklısınız bu çok zor ama imkansız değil. Yeter ki başaracağınıza olan inancınızı kaybetmeyin. İnanç ve azimle aşılamayacak duvar, engel yoktur. Saygılarımla travesti İclal.

Nasılsın

Bir soru var ki öyle gelişigüzel herkesin ağzındadır. Nasılsın diye sorarlar ama verdiğiniz cevabı duymaya bile tenezzül etmezler. Hep öyle değil midir bir yerlerde biriyle karşılarsınız ilk soru nasılsındır. Yolda biriyle karşılaşırsınız yine ilk soru nasılsındır. Birisi sana ”Nasılsın?” diye sorduğu zaman verdiğin cevaba dikkat et neden mi? Sıkıcı, kötü, berbat ve buna benzer olumsuz kelimeler kullandığın zaman baştan kaybettin demektir.

O halde kötü cevaplar yerine olumlu cevaplar vermeye ne dersin? Bilmelisin ki bilinçaltın, bunları emir olarak alır ve uygulamaya koyar. Nerde bir sıkıntı, kötü, berbat şey varsa hayatına çeker getirir. Sende onları yaşamak zorunda kalırsın. Oysa senin her zaman yapacak güzel şeylerin vardır. Kötü olduğunda bile karşındaki insana iyiyim cevabı verirsen otomatik olarak beynin seni iyi olmaya zorlar ve kötü olan şeyler hayatından uçup gider. Boş boş durma, bir kurtarıcı da bekleme hayatında ne olacaksa kendi özgür seçimlerinin getirisi olacaktır. Bu yüzden küçük de olsa mutlaka hedeflerin olsun. Sakın işsizim deme, bir şeyler yap. Ben işsizliğin var olduğuna inanmıyorum. İş, illa ki çok para ya da kariyer getiren bir şey değildir. Öncelikle sen Kendine başkalarından daha yakın ol. Kendini iç sesini yani beni dinle. Hala daha yeteneklerini keşfetmemiş olabilirsin. O zaman kendi gücünü keşfetmenin zamanı geldi demektir. İş onu yaparken yani üretirken mutlu olduğun şeydir. Para ve kariyer sonradan gelir. Ben sadece iç sesiyle hareket eden ve asla boş oturmayan bir travesti tanıyorum belki sizler benden daha çok bu durumda olan kişileri tanıyorsunuzdur onların hayatlarına baktığınızda ne görüyorsunuz? Boşluksuz dolu dolu geçen yıllar ve özgüven. İstanbul Avrupa yakası, İstanbul Anadolu yakası ve diğer şehirlerde yaşayan travestiler kendinizi iyi hissetmek için önce nasılsın sorusuna iyiyim hatta harikayım diyerek cevap vermeye başlayın ve sonra harika olmak adına adımlar atın. Birisi sana nasılsın diye sorduğu zaman sakın sıkıcı, kötü, berbat deme, en azından şükretmeyi öğren şükret. Hiç kimse bir anda zirvede olmaz. Basamaklar beş, beş, on, on çıkılmaz. Saygılarımla travesti iclal.

İnsan olmak

Özlem duygusu bile insanların birbirlerine ne kadar muhtaç olduklarını göstermeye tek başına yetecektir. Konuşma özleme, sevgi özlemi, paylaşma özlemi en çok yalnızken çıkar ortaya ve hayatında yalnız kalmamış olan insanlar bu duyguları bilemezler.

İnsan korktuğu zaman yanında güvendiği birilerini arar, sevinçlerini sevdiği ve değer verdiği kişiler ile paylaşmak ister, üzüldüğünde yanında huzur bulduklarına gitmek ister. Çünkü insan toplumsal bir varlıktır ve ancak toplumla yaşarsa hayatına devam edebilir. Yalnızlık bir insanı kısa sürede öldürebilir. Yalnız olmayı hiç sevmeyen biri olarak etrafımda hep sevdiklerim ve siz değerli travesti dostlarım olsun isterim. İnsanların yaşama alanlarına bakacak olursak toplumsal bir varlık olduğunu göreceğiz. İnsanların neredeyse tümü topluluklar içerisinde yaşar. Yaşama alanları şehirler, kasabalar, ilçeler, köylerdir. Göçebe toplumlar da bir grup halinde hareket eder ve yaşarlar. Şimdi yaşadığımız hayat standartlarını da insanların toplumsal yaşayışlarına, birlikte yaşayışlarına borçluyuz. Eğer insanlar birlikte yaşamamış olsaydı muhtemelen sahip olduğumuz teknolojik gelişmeleri göremeyecektik. En basitinden sosyal medyada resim paylaşan Ankara travestileri, Bursa travestileri, İstanbul travestileri yalnız olsalardı resim paylaşmalarına bile gerek kalmazdı insan varsa başka insanlar için bir amaç vardır ve amacı olmayan insanın yaşamasını gerektirecek nedenler ortadan kalkar. Hayatımızı kolaylaştıran, uzak mesafeleri aradan kaldıran, öldürücü doğa şartlarında hayatta kalmamızı sağlayan hiçbir alet, makine ya da yapı başka insanlar olmasaydı olmazdı çünkü tek bir kişinin bütün her şeyi yapma şansı yoktur. İnsanı tek başına düşünmek gibi bir gaflete düşmeyin. Bazen arkadaşlardan travesti dostlardan alıp başımı gideceğim tek başına bir dağ evine yerleşeceğim gibi Laflar duyuyorum. İnanın bu istek çok mantıksız çünkü insan kendi cinsinden de olsa başka bir insanın varlığına muhtaçtır. Sonuç olarak yazının başında belirttiğim gibi insanlar toplumsal varlıktır ve birlikte yaşamaya muhtaçtırlar. Bu muhtaçlık insanlar için hem biyolojik ve fiziksel hem de duygusal ve psikolojik gereksinimdir. Bir insanın diğer hiçbir insan olmadan yaşaması hem teknik hem de duygusal olarak neredeyse imkansızdır. Ben de imkansızı olmazı yapmayın toplum içinde yaşamaya devam edin diyorum. Saygılarımla travesti İclal.

Ürik asidinize baktırın

Ürik asit vücudun genelinde bulunan bir maddedir. Çünkü karaciğer, bazı balıklar ve fasulye gibi gıdalarda bol miktarda bulunan pürin adlı maddenin yıkımında ortaya çıkan bir yan üründür. Çoğunlukla, ürik asit kanda çözünerek böbreklere ulaşır ve burada üreye çevrilir. Bazı zamanlar, vücuttan üre olarak atılamazsa veya ürik asit üretimi yüksek miktarda olursa, vücuttaki miktarı artar. Bu olağan dışı durum hiper ürisemi olarak bilinir. Ürik asit yüksekliği belirlenemeyebilir çünkü bazı insanlarda hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir. Bununla beraber, bazı insanlar vücutlarındaki ürik asit yüksekliğine bağlı bazı belirtiler görebilir. Örneğin, ürik asit yüksekliği gut hastalığına (eklemlerde iltihaplanma) ve böbrek taşı, böbrek yetmezliği gibi böbrek hastalıklarına sebep olabilir. Gut Hastalığı, eklemlerde ürik asit kristallerinin birikmesiyle oluşan bağışıklıksal bir hastalıktır. Gut hastalığının belirtileri, eklemlerde küçük baskıda dahi kötüleşen aşırı ağrı, eklemde iltihaplanma (şişkinlik, sıcaklık ve hassaslık), ateşlenme, ve eklem etrafındaki derinin soyulmasıdır. 10mg/dL üzerinde ürik asit seviyesi gut hastalığı oluşumuna sebep olabilir. Şimdi ben bu kadar tıbbi bilgiyi sizlere neden verdim onu açıklayayım. Kayseri travestilerinden bir birey yüksek ürik asit sonucu gut hastalığına yakalanmış ben hem çok üzüldüm hem de merak edip kısa bir araştırma yaptım bu hastalıkla ilgili beni çok şaşırtan bu hastalığı şimdiye kadar hiç duymamıştım ve benim gibi duymamış olan travesti bireyler varsa diye yazmak istedim. Ürik asidi düşürmek için çok basit yöntemler olduğunu da öğrendim tabi ve bunları da sizlerle paylaşacağım. Mesela en basit şekilde yapılanı, elma sirkesini bir bardak suya koyun ve günde üç kere için. Aynı tarifi limon ve suyu karıştırarak da yapabilirsiniz. Sodyum bikarbonat ürik asidi azaltmaya yardımcı olur ve ayrıca böbrek taşlarını dökmek içinde birebirdir. Eğer probleminiz arttıysa ve ameliyat olmak istemiyorsanız bu sizin için iyi haber. Bol bol su içmek vücudun aşırı ürik asidi atmasını sağlar ve böbrekleri bu asidi idrar ile atmak için uyarır. Su içmek vücudun kimyasını bozabilecek ilaç alma işleminden daha iyidir. Bolca su için ve mutlaka ürik asidinizi sıklıkla ölçtürün.Saygılarımla travesti İclal.

Hayatın bana öğrettikleri

Bu hayatta çok şey öğrendiğimi söylersem yalan olmaz. Zor geçen bir hayat insana bazen aklının alamadığı kadar çok şey öğretir. Bu durum bende de aynen öyle gelişti. Şimdi orta yaşımda geriye bakıp düşündüğümde yaşadığım her anın bir izini taşımaktan gurur duyuyorum.

Susmayı çok konuşanlarda öğrendim mesela konuştukça işlerin nasıl daha da çok arap saçına döndüğünü bazen sadece susarak bir şeylerin daha iyi anlatıldığını öğrendim. Benim travesti İclal’in çok konuşmadan dinlemesi bundandır. Çok bilmişler çıktı karşıma her şeyi bildiğini sanan ukala tipli insanlar onların aslında bir şey bilmediğini gerçek bilenin alçak gönüllüler olduğunu kalbim defalarca kırılırken öğrendim. Alçak gönüllü dostum İstanbul Bakırköy travestilerinden bade’den öğrendim bazen, bazen ise hiç tanımadığım başka bir travesti bireyden her şeyi bilmenin yolunun alçak gönüllü olmaktan geçtiğini öğrendim. Gerçekten bilenler az konuşuyordu, erdem denilen şey sadece onlardaydı. Yaşadığım en kötü olayın bile ne denli önemli olduğunu öğrendim o benim için sadece kötü bir deneyimdi ve yerini kısa sürede iyi deneyimler alacaktı. En önemlisi de başkalarından bir parça alıp hayatımın bir yerine koymak yerine olabildiğince kendim olmayı öğrendim, eğrisiyle doğrusuyla, yanlışıyla sadece ben olmak ve bu şekilde kabul görmek istedim.

Arkasından konuşmaya bile değmeyecek insanlar olduğunu öğrendim, onlar için sadece yazık diyebilirsiniz ya da ne bileyim sadece susarsınız sizin tek bir kelime için bile harcayacak enerjinize değmezler. Kendi hayatını yönetemeyenlerin başkalarının hayatına girmeye can atışlarını gördüm, onların o yalancı müdahalelerine şahit oldum. Kenara çekilip hayatımdan çıkmalarına müsaade ettim. Arkalarından sadece güldüm. Kokuşmuş zihniyetlerin; yalan gülümsemelerin içinde yer almaktansa; uzaktan onlara seyirci kalıp, insan yanımı korumayı öğrendim. Varlığımı hak edenleri hayatıma dahil etmeyi; hak etmeyenlere hoşcakal demeyi öğrendim. Belki gerçekten zor oldu ama bu uzun hayatımda başımı eğmeden dik durmayı, yalnız başıma yaşamayı öğrendim. Değerli bir yalnızlığı kendi irademle seçerken kokuşmuş, pis ve faydalanmak için yanıp tutuşanları gerimde bırakmanın hafifliğini öğrendim. Yok hala bitmedi öğrenme sürecim siz değerli travesti dostlarımdan hala bir şeyler daha öğrenmek için buradayım ve kendimden emin bir şekilde öğrenmeyi bekliyorum. Sevgilerimle.

Doğum ayın seni ele veriyor

Burç yorumlarına inanır mısınız? Şahsen ben bazen inanır gibi oluyorum özellikle şu doğum tarihinize göre profil çıkaran fallar var ya bazen bayağı attıkları tutuyor. Yoksa atmıyorlar mı diye düşündüğüm oluyor. Belki de gerçekten aynı ayda doğan insanların birbirlerine benzemesi tesadüf değildir. Yani aylara göre kişilik özelliği vardır. Varsa da yoksa da ben anlatıyım siz karar verin. Ocak doğumlular hep ciddi ve hırslılar. Öğretmeye bayılırlar ve her ne hikmetse çoğu öğretmenlik mesleğini seçmiştir. Şubat ayında doğanlar, batıl inançları vardır. Sosyal olmayı beceremezler içlerine kapanık olurlar ama zeka da onlardan fışkırır. Mart ayı, zevkli bir kişiliğe sahiptir mimarlar, iç dekorasyon uzmanları genellikle onlardan çıkar. Antalya travestilerinden Bade Mart doğumlu bildiğin bu dünyaya dekore etmeye gelmiş. Tabi bir kişiye bakarak karar verilmiyor bu kişilik analizlerine sanırım binlerce insan üzerinde araştırma yapılıyor ve sonrasında ortak özellikler yazılıyor.

Nisan ayında doğanların ise tipik özellikleri daha fazla ortaya çıkıyormuş benim Nisan doğumlu bir kaç travesti tanıdığım var huy olarak neredeyse birbirlerine ikiz gibi benziyorlar ama onların bu durumdan haberi yok. Nisan doğumlular, aktif ve enerji doludur. Çabuk karar verip çabuk pişman olur, şefkatlidir. Mantığını dinler, diplomatiktir. Başkalarını teselli etmeyi sever. Dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenir. Cesurdur. Maceraperesttir. Sevgisini ve ilgisini belli eder. Hafızası güçlüdür. Baş ve göğüs hastalıklarına eğilimlidir. Mayıs doğumlular, sert yapılıdır. Kolay sinirlenir, kolay ilgi çeker. Fiziksel güzelliğe önem verir. Motivasyona ihtiyacı yoktur. Sistematik çalışır. Hayal kurmayı sever. İleri görüşlüdür. Kolay sakinleştirilir. Anlayışlıdır. Kulak ve boyun bölgesi hassastır. Edebiyat ve sanatla ilgilidir, evde oturmayı sevmez. Çocukları çok sever. Haziran ayı namı diğer İkisler burcuna denk gelen insanlar ise aynı anda birden fazla şey düşünür. Nazik ve tatlı dillidir. Hassastır. Kararsızdır, komik ve eğlencelidir. Konuşkandır, kolay arkadaş edinir, kolay incinir. Gribe yatkın bünyesi vardır. Çok inatçıdır. Son olarak bugün Temmuz ayını yani Yengeçleri anlatayım. İyi bir sırdaştır. Anlaşılması güç biridir. Aşırı gururludur. Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir. Kin tutmaz. Sempatiktir. Yalnız olmayı sever. Kolay öğrenir. Arkadaş sıkıntısı çekmez. Mide sorunları olabilir. Zor ikna olur. Ağır işleri sever. Bakalım siz de okuyunca a aynı ben diyebildiniz mi? Yok diyemediyseniz sorun yok siz istisnasınız. Saygılarımla travesti iclal.

Kayısı cenneti Malatya

Gezmek için illa deniz kenarı veya doğal güzellikleri olan yerleri düşünüyorsanız aklınıza çok başka bir İli getireceğim. Belki pek çoğunuz aman canım sende oranın ne güzelliği olacak sadece kayısı bahçeleri vardır diyeceksiniz ama yanılıyorsunuz. Geçen yaz Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan bir ilimize eski bir travesti dostumu ziyarete gittim. Kayısıları ile ünlenmiş olan bu şehir tahmin ettiğiniz gibi Malatya.

Malatya sadece ticaret ürünleri ile değil aynı zamanda ticaret yolu üzerinde olduğu için piknik alanlarıyla da oldukça bilinen iller arasına adını yazdırmayı başarmış durumda. İlçeleri, şehir merkezi ve tüm buralarda bulunan piknik alanları ile dikkat çekmeyi başarmış hatta diğer iller ile bağlantı yolları arasında kurduğu mekanları ile de kendinden konuşturmayı başarmış durumda. Malatya nezih ve temiz mekanları ile piknik alanlarının çokluğu ve doğal oluşları tercih edilmelerine sebebiyet vermektedir. Ben de görmeden inanmazdım ama gerçekten tam bir piknik şehri Malatya ve ben şahsen bayıldım. Malatya piknik alanları denildiğinde ilk akla gelen horatadır. Horata adını Beydağı eteklerinde akan horata deresinden almaktadır. Temiz akan suyun etrafında su sesleri ve kuş cıvıltılarının doğa ile birleşmesinden hoşlanan halk tarafından tercih edilmektedir. Kaynak suların büyük taşlar arasında çıkarak çıkardığı ses ve tahribata uğramamış doğası ile Davullu Pınar piknik alanı nezih bir mekan olarak hafızalara kazanmakta. Malatya travestilerinden bir grupla buraya bizzat gittim. Kaynak sularının cilde çok iyi geldiğini öğrenince güzel bir duş almayı ihmal etmedim. Davullu Pınar, Yeşilyurt ilçesinde merkezine iki kilometre kadar uzaklıkta bulunan Davullu Pınar piknik alanı olarak sık tercih edilenler arasında. Malatya Elazığ karayolu üzerinde bulunan Orduzu Pınarbaşı yaz aylarında Malatya halkının vazgeçilmezi olmuş. Hafta sonarlı dolup taşıyor. Kentin en gözde mekanlarından olan Orduz, kayısı festivallerine, ünlülerin konserlerine ve daha birçok aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır. Futbol sahası, piknik alanları, kamelyaları ve yeşil ağaçları insanı içine çekiyor.

Malatya piknik alanları bir diğer sevilen ve bilinen mekan Sürgü Takas piknik alanıdır. Doğanşehir ilçesinde bulunan Sürgü Takas Sürgü Vadisinin akan suları ve etrafında ki yeşil alanları ile doğa tutkunlarını kendine çekmektedir. Ben bir haftalık gezimde sadece buraları gezebildim ama daha pek çok gezilip görülecek yeri olduğunu söyleyebilirim. Umarım bizzat gidip kendi gözlerinizle görürsünüz. Saygılarımla travesti İclal.

Enerjiyi doğru kullanmak

Hayattan iyi dileklerle iyi şeyler isterseniz karşılığı size güzel döner. Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız. Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanız önceden söyleyeyim korkuyla direksiyon başına geçmeyin bu hayata son verdiğiniz karar olabilir. Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler olur, yani biri bir taş atsa bile gelir. Sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz “onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor.

Toplum olarak maalesef çok mutsuzuz birbirimize günaydın bile demeden öylece geçişiyoruz. İki kişi yan yana gelsek nerede olumsuz olaylar yaşanmış hemen onu konuşmaya başlıyoruz eğlenceli şeylere, güldüren dost sohbetlerine hasret kaldık. Önceden biz travesti bireyler bir araya geldiğimizde şakalaşır, fıkralar anlatır güzel bir gelecek planı yapardık oysa şimdi ya savaş, ya ölüm anlayacağınız içimiz karardı. Biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz yani dostlarla da sohbetin güzelliği, keyfi kalmadı.

Sürekli şikayet edip etrafımızdaki bir avuç insanı da kendimizden soğutuyoruz, işlerimiz kötü gidiyor, sağlık zaten bozuk aslında şansına yaşıyoruz anlaşılan hiç düzelmeyecek bir olumsuzluk hastalığına kapılmışız.  Tabi kendimize bir çeki düzen verip yeniden mutlu ve enerji olmayı başarabilirsek ne ala, güzel günlere tekrar kavuşabiliriz. Allah zaten verilen nimetlere şükretmesini bilmeyen kullarından bu nimetleri bir müddet sonra almaya başlar. Çevrenize bakın örneklerini çok göreceksiniz. Gelin bundan sonra nasılsın diyenlere çok iyiyim çok şükür deyin. Kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Enerjinizi olumsuz işlere yormak yerine etrafınıza faydalı olabilecek işlerle uğraşın mesela Adana travestilerinden bir grup bu aralar mültecilere yardım etmeye gönüllü olmuşlar eski ve kullanılmayan eşyaları toplayan bu hayır sever arkadaşlar topladıkları her şeyi en kısa sürede kendi imkanlarıyla ihtiyaç sahibi insanlara ulaştırmaya başlamışlar. Dünyada ki en büyük mutluluğun bir başkasına yardım edebilmek olduğunu unutmayın travesti İclal.

İçimizdeki kertenkele

İçimizdeki kertenkele bizi aşağıya çekiyor. Doyumsuz iştahımız ile diyabet ve kalp hastalıklarına daha yatkın olduk. Sürekli alıyor ve asla doymuyoruz. Çılgınlar gibi alış veriş yapıp, petrol tüketiyoruz. Bankalara her geçen gün biraz daha borçlanıyor gittikçe batağa saplanıyoruz.

Aldığımız ürünlerin çoğunu kullanmaya fırsatımız bile olmuyor sadece almış olmak için aldığımız garip şeyler var. Fazlasına ihtiyaç duyma özelliğimiz sürüngen beynimizden geliyor. İnsanlar her hafta aynı saatte markete gitmek, aynı günlerde aynı yemekleri yemek gibi günlük ritüellerini yerine getirirlerken sürüngen beyin hep faaliyette. İnsan toplumunun sürekli olarak gözü saatte, her gün aynı şeyleri yapan fiziksel ve finansal olarak hayatta kalmaya odaklanmış, hep daha fazlasını kovalayan bir hale getirmiş. Bütün bunlar sürüngen beynin algılamaları. İnsanlar televizyon ve sinemayı tutku haline getirmişler. Filmler, televizyon ve video oyunları hep rüya gibi,

çünkü öyle sunuluyorlar. Peki rüya görmek eylemi başınızın neresinden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Sürüngen beyinde. Öyleyse dolapları doldurduğumuz yeri gelmediği için kullanmadığımız bu gereksiz eyleri almakta hala ısrarcı olacak mıyız? Sürüngen beynimizin bizi esir almasına seyirci kalacak mıyız? Ben kendi adıma artık tüketim çılgınlığına hayır demek istiyorum ve bütün travesti arkadaşları fazla eşyalarını ihtiyaç sahiplerine dağıtmaları için bir araya gelmeye çağırıyorum. Hemen hemen her hafta İstanbul Anadolu ve Avrupa yakasından, Ankara’dan, İzmir’den mültecilere yardım götüren TIR lar yola çıkıyor ve onların her şeye ihtiyaçları var. Senin dolabında beğenmediğin için giymediğin o kaban var ya bu soğuk kış gününde belki bir çocuğu soğuktan koruyarak hasta olmasını önleyebilir. İçimizdeki yılanı akrebi, çıyanı kertenkeleyi öldürmeyi var mısınız? Benim duyarlı travesti kardeşlerimin bu yardım çağrısına kayıtsız kalmayacağından eminim. Sinop travestileri çoktan yardımları hazırlamışlar öyleyse hadi biz de hazırlıklara başlayalım. Öncelikle göndermek istediğimiz eşyaları güzelce temizleyip ütüleyelim. Kolilere düzgün bir şekilde yerleştirelim. Göndermek konusunda tereddüt etmeyin. Zaten çoğunu bir kez kullandınız kenara attınız değil mi? Lütfen duyarlı olalım. Müslüman kardeşlerimizin yardımımıza ihtiyaçları var ve bizim de hiç ihtiyacım olmayan bir sürü ıvır zıvırımız var. Ben travesti iclal olarak hepinizi bu konuda yardıma davet ediyorum. Hatta birlikte onları ziyaret bile edebiliriz. Mülteci kampları sınır illerinde konuşlanmış durumda belki yazın hem tatil yapar hem de onarlın durumuna bakabiliriz. Hadi güzel kardeşlerim hep birlikte insanlığa bir adım atalım. Saygılarımla.